zuxxi.com//sinema|geyiks

enşaşkın

Paket Lastikleri

Paket lastiği benim kabusumdur. Adi olanları gerginliğe hiç gelemez, zıban diye kopar aniden, elini yakar acıtır. Ödüm kopar gererken ya koparsa diye. Çok gergin olurum böyle anlarda. Fırlayıp gözüme gelecek diye korkarım bazen, lastiği takarken gözümü kaparım. Çok tehlikeli olabilir, sinsidir, en beklemediğin anda kopar.

Mavi Ay

Bir ara Madi'nin gerçek adını Sibel Şapırt diye telafuz eden geyikler canımızdan bezdirmişti.

Zenginler de Ağlar

Luiz Alberto yalan rüzgarındaki Viktır Nüwmın'ın brezilya versiyonuydu. Bu iki adamın tipleri de karakterleri de birbirine benzer. Feleğin çemberinden geçmiş, zengin, güç meraklısı, şaka espri yapmayan, hemen hiç gülmeyen suratsız adamlardır. Mariyanna çok aptaldı. Ester diye bir cadı vardı küçük çipil çipil gözlü, sarı saçlı kötü bi karıydı. Mariyanna'nın burnundan getirirdi fitil fitil. Mariyanna'nın salak bi oğlu vardı, anasına çekmişti.

Musti

En kötüsü adı Mustafa olanları bu salak çizgifilmden sonra musti olarak çağırmak moda oldu. Bir nesil mustafa böylece telef oldu.

Musti

O şerefsiz belçikalının duyarsızlığına pes doğrusu. Ulan bu elin adamı amma yüzsüz be. Biz olsak böyle bir çizgifilm yapsak insan içine çıkamayız bidaha. Adamlardaki rahatlığı görüyon mu. Özür dileyeceğine pezevenk, umrunda değilmiş. Salarım üzerine Mustafaları anlarsın dünyanın kaç bucak olduğunu. Bir de utanmadan cevap veriyo arsız, sittir git kendi memleketine madem umrunda değil.

Cyndi Lauper

Cindy iyi kızdır. Cartlak cırtlak da olsa zamanında iyi bir kaç şarkı söölemiştir. Mesela ben "Girls just wanna have fun" ve "True Colors" gibi şarkılarını hala severim. Deli dolu diye küçümsemek hata olur. Şimdi kimbilir ne yapıyodur?

Ice Ice Baby

Şarkı o zamanlar için ilginçti. Severdim de işin doğrusu ama söyleyen arkadaşın ifadesi çok pisti. Ne biliyim tip tip bakışlar felan. Tipinde robotvari bir durum vardı, adamı androide benzetirdim. Keskin yüz hatları, küçük gözler, geniş bir çene, değişmeyen yüz ifadesi. Yolda görsem irkilirdim, tuhaftı biraz.

Serseri

Ne zaman bu adamdan bahsedilse ille bi yaş geyiği döndürülür. Adamın yaşına göre nasıl genç ve yakışıklı göründüğünden falan bahsedilir. Sevimsiz bir ifade, derin yüz çizgileri ve berbat bir müzik anlayışının dışında bu adamda ne bulduklarını anlamam. Ayrıca oğluyla çıktığı programlarda buna muhakkak "Valla Selçük Bey kim baba kim oğul anlaşılmıyo." diye iltifat edilir. Bu andaval da gevrek gevrek sırıtıp bu savı destekleyen anılarını anlatır durur. Kanımca bu adam sırf bunu duymak için programlara oğluyla çıkıyo. Vay hergele vay, nasıl işliyo kafa görüyon mu? İşin açıkçası ikisini toplasan bir adam etmez.

Pazar

Pazar meydanının en üçkağıtçıları biber satanlardır. Açıkgözlere sorarsın biber acı mı diye. Gözünün içine, yüz ifadene bakıp "abula datlı" derler. Ama ben acı istiyom deyince işler değişir "abla zehir gibi acı valla bak" diye utanmadan kıvırırlar. Arsız olanları tatlı biber isteyenlere "amanın bek datlı bi datlı bi daha datlı" diye barıl barıl bağırır.

Abidik Gubidik Twist

Ayran ve twist ikilisi. Kim yazmış bu şarkıyı merak ettim şincik? Bacak saplantısı dikkat çekici. Ne anlama geliyo bunlar? Ha anladım anlamsız olsun diye şeettirmiş sözleri. İyi olmuş, tamam.

Kül Tablası

Camdan olanların hastasıyımdır. Bunları yıkamak çok zevklidir. Parlaklığı gitmiş leş gibi külle dolu küllük bir suya tutmayla ay gibi parlar, insanın içini yalayası gelir. Mermer küllükler çok kısa zamanda parlaklıklarını yitirirler, tahtadan olanlar yanıklarla dolar ama cam öyle mi? Yeni başlangıçlar yapılır cam küllükle, hep daha temize doğru.

Anahtarlar

Bazısı anahtarlık kalabalık görünsün diye bokun püsürün anahtarını yanında gezdirir. Kimisi tembellikten, kimi anı olsun, kimi ağırlık yapsın, kimi de ne çok anahtarı varmış desinler diye süründürür durur bunları.

Nova Color

Bunlar ilk çıktığında epey bir heyecan yarattılar ancak sonuç hüsran oldu. Kadifemsi görüntüleriyle beni de cezbetmişlerdi ama alıp kullanmaya başlayınca çabuk kırıldıklarını, elde tutulmayacak kadar kaygan olduklarını ve renklerin birbiriyle karışmadığını gördüm. O saat soğudum novadan. İzlenecek kalemlerdi, kullanılcak değil.

Aslan Adam Vincent

Notredam'ın kamburu misali güzel dişi çirkin adama (yani onun ruhuna) aşık olur. Alınması gereken ders çirkin adamların ruhu güzeldir, güzel kadınların ruhu da görünüşü de güzeldir. Böyle filmleri tipsiz herifler çeker. Nedense çirkin kadına yakışıklı adamın aşık olduğu bir film bile yoktur. Cinsel ayırımcılığın bu kadarını da kınamadan edemiyorum.

Yapmak Lazım Etmek Lazım İnsanları

"Aslında böyle adamları doğramak lazım." dedirtirler insana. Gel gör ki bişeycik yapamazsın. Hah şincik annadın mı bu psikolojiyi? Yapmalı, etmeli. Çok şey yapmak isteyen ancak hiçbirşey yapamayan insanın psikolojisidir. Anlamak için o çaresizliğin çeneye vuruşunu tecrübe etmiş olmayı gerektirir.

Çokomel

Ben bu çokomelleri üzerinde as-iz yazan asker şapkalarına (hani şu kask şeklinde olan şapkalar var ya) benzetirdim. Ne zaman bir asker görsem çokomel kafaya bak derdim de bitek kardeşim anlardı ne demek istediğimi. Bikezde bunları rüyamda görmüştüm, heryer çokomeldi. Ben onların üzerine atlıyordum ancak bunlar aslında denizin üzerinde yüzüyorlarmış. Ben tabi atlamamla suyun içine düşüp batmaya başlıyorum. Son anda kafayı çalıştırıp bikaç tanesini avuçluyorum. Bunlar sudan hafif olduğu için simit gibi kullanıyorum. Hayatımı çokomeller kurtarıyo. Ama şimdi şimdi anlıyorum ki atlamamın nedeni de onlardı. Neyse çok karışık bir mesele bu, kurcalamamak lazım. Belki hatırlarsınız bunların bir de hindistan cevizlisi ve fare bokuna benzeyen pembe renkli şeker kırıntılarıyla kaplanmış olanları vardı. Onlar hiçbir zaman aynı etkiyi yaratmamıştır bende. Zaten pembe olanın üzerindeki şekerleri ben uzun süre fare pisliği sandım belki de ondan kanım kaynamadı bu alt türe bitürlü. Bazı hainler ise çokomelin içindeki beyaz şeyin bulaşık süngeri olduğuna inandırmak istemişti beni. İnanır gibi oldum ama sonra takmadım fazla. Ben sözü daha fazla uzatmak istemiyorum ama üzerine kitap yazılacak bir tasarımdı çokomel.

Artizler

İki tip insan vardır; artizler ve artizlere sinir olanlar. Artizlik insanın doğasında vardır, biraz neşelendikmi ya da hoşumuza giden gururumuzu okşayan birşeyler oldumu başlarız havalara girmeye ta ki biri bizi kendimize getirinceye kadar. Bu hoş görülmesi gereken bir durumdur. Ancak bazıları işin dozunu kaçırıp başkalarını hor görmeyi artizlik zannederler. Bu artizlik değil düpedüz puştluktur. Puştluğun ise hoşgörülür veyahut affedilir yanı yoktur. Yürüyen merdivenlerden hızla çıkmış, yok efendim yürüyen merdiven yerine normal merdiven kullanmış bunlar önemli değil puştluk bunun neresinde? Canın çekiyorsa sende yap, yapamıyorsan da kıskanma milleti. Bırak gençler istediği gibi çıksın merdivenleri. Ona buna artiz demek karı milletinin hoşlanmadığı karıya kompleksli demesiyle birdir. Ayıptır, günahtır. O artizse sen de ol. Biraz farklı biraz kendine güvenli oldumu hemen işkillenip artiz diyeceğine sen de güven kendine. Hadi bakiyiim, sen de yaparsın aslanım benim. Hadi koçum göreyim seni.

Ajanda

Ajandalar acayip çekici gelir bana. Gariptir her sene oradan buradan ya hediye olarak gelir ya ben gidip alırım ancak hiçbirine kıyıpta iki satır yazamam. Nasıl bir psikoloji onlara yazmama engel oluyo bilmem. Onlar öööle bakmalıktır sanki. Başka bir özelliği daha vardır ajandanın; şerit şeklindeki ayraçları. Her rengi olur bu ayraçların, ne tatlı şeylerdir onlar. Yazdığı son sayfayı bir çırpıda bulamayan dangalaklar için çok faideli dostlardır. Unutmadan bi de bunların arkalarında çok yararlı bilgiler bulunur. Türkiye ve dünya haritaları, şehir plakaları ve telefon kodları, milli günler ve bayramlar, bir sonraki yılın takvimi, eşin dostun telefonlarının yazılabileceği bir kısım, daha neler neler. Bu kadar çok ihtiyaca cevap veren fonksiyonların tek bir bünyede birleştiği şahane bir üründür. Tek ve yalnızca bir kusuru vardır, o da ajandayı yapan firmanın ya da kurumun reklamları. İnsana kabızlık verir. Güzelim defterin ortasında bir tavuk fabrikasının ya da hamile bir kadının göbeğinin resmi olur. Böyle durumlarda sayfaları huşu içinde çevirirken düşünürüm niye zehir ederler o caanım güzelliği abuk subuk resimlerle.

Hayvanseverler

Toplumda acayip canımı sıkan birşey de evde beslediği hayvandan hiç usanmadan bahseden tiplerdir. "Karabaş geçengün bir kediye bir havladı..." ya da "Pamuk mutfakta gözümün içine bir baktı az daha konuşacak sandım..." gibi konuşmaları duymayanımız yoktur. Bu hayvan sahipleri, karşısındaki insanın ilgi alanlarını tartmadan saatlerce konuşabilirler bu konuda. Ben de hayvanseverim buna rağmen bu tip monologlar deli eder beni. Kendileri gibi birini buldular mı katlanılmaz bir muhabbet başlar. Birbirlerini buldukları için ilgilenmiyenleri de dışlarlar ortamdan. Kendini hayvan düşmanı gibi hissedersin aralarında. Bunlar kendi aralarında sınıflanabilir. 1. Kediciler: Köpekleri sevmez, kedinin köpekten çok daha zeki bir hayvan olduğunu iddia eder. Kedi özgürdür, başına buyruktur düşüncesinden haraketle benim kedim var öyleyse ben de özgürüm deyip kendini avutur. Köpekleri yalakalıkla eşleştirmişlerdir. 2. Köpekçiler: Kedileri nankör varlıklar olarak tanımlarlar, bu yüzden de köpekteki sevimlilik ve bağlılığın kedide olmadığını düşünürler. Aynı kediciler gibi köpeğin kediden daha zeki olduğunu ıspatlamaya çalışırlar. 3. Kuşçular: Bunlar sessiz sakin, etliye sütlüye karışmayan, kedi köpek kavgasında yer almak istemeyen insanlardır. Bazıları kediden hoşlanmaz. Grubun genelini emekli amca ve teyzeler oluşturur. 4. Balıkçılar: Bunlar da sessiz sakin insanlar olmakla birlikte balık seçiminde hayvan sevgisinden çok evin ya da dükkanın dekorasyonuna katkı olması motive edici bir unsurdur. 5. Egzotik hayvancılar: Bunların derdi hayvan değil genelde dikkat çekmek, sivrilik yapmak falandır. Ortak mekanları pet shoplar olan bu kardeşlerimiz ergenlik çağındakiler ve zamanında çılgınlık yapamamış bu durumu bir türlü kabul edemeyen yaşları 30 ila 45 arasında değişen adamlardır. Timsah, su kaplumbağası, bukalemun, tarantula gibi hayvanlara yapışırlar. Toplum bu gibi insanlara pek bir ilgi gösterir. Neden timsah, neden yılan? falan sorular sorulur bunlara, şanslı olanları sırf bu yüzden televizyona bile çıkar. Sorulara artistik yanıtlar verilir, "bu hayvanın itilmişliğinde hayatımın özetini görüyorum." filan gibi.

Dönüp Dönüp Bakan Adamlar

Diyelimki minibüste giderken yolda kaza olmuş, minibüs orada durur biraz. Meraklı gözler hemen dikilir kaza yerine. Minibüs hareket eder bizimki gözünü dikmiştir kazaya boynunu kopacak kadar arkaya çevirirek bakmaya devam eder, olmadı ayağa kalkıp arka pencereden dikizler. Bunları bir onarımı ya da kazıyı doymak bilmeyen bir merakla izlerken de görebilirsiniz. İşleri çıkınca mecburen ayrılırlar ancak giderken kazı yapılan yere son bir bakış atmayı unutmazlar. Bazen de bakışları karşıdan gelen bir kadına takılır. Kadın gözden kayboluncaya kadar arkasına dönüp dönüp bakar. Hay boynun kopsun senin emi. Önüne bakmadığı için biryerlere yuvarlanıp düşenleri de vardır. Düştüğü yerden kalkamayanları tercih edilir.

Yemin Billah Edenler

Kardeşim senin kendinle ne alıp veremediğin var, mazoşist misin diye soracak olsan "abi allah belamı versin, yediğim ekmek boğazıma dursun eğer mazoşistsem" diye cevap verirler.

Televizyon

Çocukken televizyona kolumu yaklaştırıp kolumdaki tüylerin çekilişini izler eğlenirdim. Ayrıca annem televizyonun tozunu almamı isterdi ben de bezi hafif nemlendirip camının tozunu alırdım. Ancak acayip korkardım nemli bez yüzünden ya televizyon patlarsa diye. Merak ederim bu korku başkalarında da varmıydı küçükken? Bir gün bayağı ıslatmıştım bezi sildim korka korka hiçbişey olmadı. Korkumun yersizliğini anlayıp kendime güldüm. Karanlıkta izlerken kapatırsın ekrandan hafif bir ışık gelir ve zamanla solar. Biraz daha beklersen çat çut sesler çıkarır sıcaklığın değişmesiyle. Severdim keratayı bir zamanlar ama artık tiksintiyle birlikte seviyom mu sevmiyom mu bilemiyom. Eski saf ilişki yok aramızda.

Ben Anlamam'cılar

"Ben anlamamcılar" yurdumuzda sıkça görülen bir endemik türdür. "Ben onu bunu anlamam arkadaş ya gelir adam gibi alır eşyalarını ya da vururum kıçına tekmeyi" gibi cümleler duyarsınız ağızlarından. Temalar konular değişir ama cümleler hep "ben onu anlamam arkadaş"la başlar. Kimi alttürleri "ben bilmem, n'aparsan yap bul o karıyı bana" gibi ben bilmem'le başlayan cümleler kurarlar. Bunlar inatçılıklarıyla, anlamamalarıyla kişilikli ve prensip sahibi olmayı eş tutup bu noktadan hareket ederler. Böylece ne kadar harbi tipler olduklarını cümlealeme duyururlar. Serttir, kaya gibi, bildiğini bütün dünya ona karşı olsa bile yapar, çok konuşmaz, siter atar şerefsizim.
  • Kapışma - Snatch

    ukaladan bol ne var bizim memlekette?

    İki üç arkadaşın yazdıklarını okurken umutsuzluğa kapıldım. Bu iki üç kitap okuduktan sonra kendini diğerlerinden üstün sayan kardeşlere ne denir bilemiyorum. Ben bu tip insanlara fazla kızamam çünkü kasılmış mutsuz insanlardır bunlar. Hiçbirşeyi olduğu ibi kabullenip tadını çıkaramazlar anın. Bitmeyen bir kasılmadır hayatları. Yazıktır acıyın kendinize, bırakın eğlenmeye gitsin insanlar sinemaya nesi yanlış bunun. Sekiz saat işin ardından sinemaya gittim, tek düşündüğüm eğlenmekti ve eğlendim. Yok Tarantino'yu taklit etmiş yok diğer filmleri de aynıymış. Birader bir tek sen misin bunları bilen, afferin ne de kültürlüymüşsün. Her insan birilerinden etkilenir, bundan doğal bir şey olamaz. Doğal olmayan hayata uymayan sensin kasılma gevşe biraz neysen osun, zorlama kendini.
    Puan: 9
  • Sırlar Oteli - The Million Dollar Hotel

    Cenko Emmi'me katılıyom

    Hakketten büyük umutlarla gidip sonsuz hüsranlarla döndüğüm filmlerden biri oldu bu film de. Cenko tam hislerime tercüman olmuşsun ağzına gurban olurum. Böyle karakterler gerçek hayatta ancak bir tımarhanede bir araya gelebilir. Adı "Deliler Oteli" olmalıymış. Mel Gibson'a yakışmaz böyle maymunluklar. Bono hikaye yazarsa ancak bu kadar olur. Bono yavrum, sen müzik yap başka işlere bulaşma elinin hamuruyla, irezil ediyon kendini yok yere. Tom tom iyi çocuktu, tek doğal görünen oydu zaten. Milla denen hatunun oyunculuğunu beğenirdim ancak bu filmde elini kolunu abuk subuk sallamalar falan iyice gerçek dışılaştırmış karakteri. Delilik klişelere hapsolmuş bu filmde. Kendini John Lennon sanan adam inanılmaz sıkcıydı, öff içim daraldı şincik. Uzatmayalım berbat değildi ancak iyi oyuncuları başarısız bir amaç için biraraya toplamış bir film denilebilir. Ben baştan sona sıkıldım ve daraldım. Sanatsal yönden neyim nasıldı bişey demem zaten, lafı ukalalara bırakırım. Çok bunaldım sinemada tek bildiğim bu.
    Puan: 6
  • X-Men - X-Men

    Bence de rezalet The Shadow Biraderim

    Bilim kurgu filmlerini çok severim. Çok kötü olmadığı sürece de kaçırmam. Çok olası şeylerden bahsetmesini beklemem çünkü zaten bilim kurgu. Ancak bu filmin kendi içinde bile bir mantığı yok. Filmin başındaki "her iki üç bin yılda bir evrim olurmuş" açıklamasını duyunca koptum zaten. Ya kavramı doğru düzgün anlat ve ona uygun bir mantık oturt ya da bilimsel olmaya çalışma star wars gibi takıl. Ben evrime ilişkin yanlış anlamaları bizim memleket insanına has sanırdım yanılmışım. hadi diyelim ki evrim öyle, nasıl bir yakın gelecekte zırt diye şekil değiştiren bir konuma gelebilir insan. Bunları da geçip filmin aksiyonunun tadını çıkarmayı denedim fakat tiplemeler sıkıcı, kurgu zayıf ve fazla basit. Ne biliim işte sıkıldım izlerken. Zaman kaybı olduğu kesin de sinir kaybı da aynı zaman da. Çocuklara göre, fazla hikayesi olmayan çekişmesi olan ama temposu buna rağmen düşük bir film. Bu kadar çok beğenilmesi şaşırtıcı.
    Puan: 3
  • Melekler Evi - Melekler Evi

    Horgörme yurdum filmini, o isteyerek mi türk filmi oldu?

    Ne zaman sezona yeni bir türk filmi girse herkes belki bu sefer iyi olmuştur diye gider. Çoğumuz içten içe biliriz fiyasko olacağını ama yine de gideriz bir umutla. Pek nadir çıkar bu fenomene uymayan filmler. Son zamanlardaki türk filmleri iyi diye bitakım geyikler döner hep ama aslı astarı yoktur. Neyse biz de yine bir dangalaklık edip yukardaki psikolojiye girdik ve tuttuk sinemanın yolunu. Baştan sona yapay, zorlama ve kurgusu zayıf bir filmi sırf parasını verdim izlerim mantığıyla izledim. Hande hatunu da yüzünü öyle eskitmiş ki paparazilerle, insanın inanası gelmiyo filmdeki rolüne. Acınası bir film demekten başka bir şey gelmez elden. Bu kadar emeği heba etmişler yine.
    Puan: 3
  • Duvar - Duvar

    yılmaz abim yaptımı iyi yapar

    Türkiye'nin hali içler acısı demem için Avrupa'yla Amerika'yla karşılaştırma yapmama gerek yok. Filme "bir" veren arkadaşlar abartmışlar ki bu da filmden değil Yılmaz Güney'den hoşlanmadıklarını gösteriyor. neyse bu onların fikri ben Yol ve Sürü'yü daha çok beğenirim ama duvar da çok farklı bir filmdir. Yılmaz Güney'in son dönem filmlerinde hep bir kendine haslık farklılık vardır. Sırf bu yüzden bile severim filmlerini. İyidir kötüdür, gerçekçidir değildir, ben izlerken bunlara bakmam beni çekip aldımı içine ona göre değerlendiririm. Bu film beni tokatlamıştı ilk izlediğimde.
    Puan: 8
  • 6. Gün - The 6th Day

    bence güzeldi

    Bilimkurgu filmlerinde gerçekçilik aramak ancak bizim milletimize has birşey sanırım. Filmi zevkle izleyebilirdim ancak saygısız bir izleyici kitlesiyle aynı salonu paylaştığımız için filmden çok insanların eleştirilerini işittim. Kimisi Arny'nin yaşlandığından, kimisi sahnelerin saçmalığından bahsediyordu. Sağlıklı bir insan gibi oturup para ve zamanımı veriyorum bari izleyelim diyeceğine filme bok atma konusunda sidik yarışına girmenin anlamı nedir? Hadi beğenmedin öyleyse niye sittir olup gitmez de milletin kafasını şişirirler. Neyse demem şu ki dikkatimi verebilseydim daha fazla beğenirdim herhalde, yine de konusunun güncelliği ve senaryosuyla güzel bir filmdi. Sanki daha iyi işlenebilirmiş gibi de geldi. Ayrıca klonlama günümüzdeki anlamıyla daha farklı bir anlama gelir. Filmdeki olay hafıza nakli artı genetik değişim gibi birşeydi. Ancak bilim kurgunun günümüz teknolojisine uygun olması gerekmez, bu mantıkla izlersen böyle ayrıntılara takılır kalır insan filmi izleyemez. Arny'ye benden 8...
    Puan: 8
  • Pokemon 2: En Güçlü O - Pokemon - The Movie 2000

    Japon pisliği

    Pokuman belasını dünyaya salan iblise sesleniyorum bre zındık çocukları olmıycak hayallerlen hipnoz ediyorsun! senin amacın ne? Bu capon milleti kadar sapık başka bir millet var mıdır yeryüzünde??? Kullanılmış kız donlarını jetonlu makinalarda satan bir milletten başka ne beklenir ki. Kafirin dölleri, berbat ötesi bir saçmalık izlemeyin, öğürürsünüz. Caponları boykot edelim çekik gözlü ecnebiler.
    Puan: 1
  • Dracula 2000 - Dracula 2000

    Dracula'yı maymun ettin , boyun devrilsin Wes!!!

    Wes kardeşimiz hayal gücü az gelişmiş ancak şu ya da bu şekilde "Crow" filmini yaptığı dönemin yaşları 12 ila 16 arasında yeni yetmelerini etkilemiş bir yönetmendir. Bu adamı tutanlar işte o dönemin bebeleri günümüzün genç adamlarıdır. Biraz acımasızca olacak ama Wes Biladerimiz dracula gibi anonim bir kahramanı bile yorumlamak adı altında maymun etmiştir. Dracula'nın İsa'dan af dilediği sahneler vampir filmleri tarihinde trajikomik yerini sevgili yönetmenimiz sayesinde almıştır. Dracula'yı yorumlamak ayrı alışılagelmiş kimliğinin tamamıyla tersi bir kılığın içine sokmak ayrı değil mi sevgili kardeşlerim? Wes herhalde kendini yine Crow'un çekiminde sanıp Dracula'yı kendi yarattığı bir kahraman sanmış olacak ki böylesine radikal değişikliklere gitmiş ve finalde saçmalamış. Ancak görsel olarak ortalama bir vampir filmi. Adını hatırlayamadığım kardeşime de katılıyorum iyi vampir filmi "vampirle görüşme" gibi olur. Kan ve vahşetin dışında ölümsüzlük gibi zengin bir malzeme de vardır vampir olgusunda. Sadece vahşetin seçilmesi algılayışın insandan insana nasıl değiştiğini de gösteriyor. Neyse daha fazla ahkam kesmeyelim de verelim puanımızı.
    Puan: 6
  • Yeni Hayat - Cast Away

    yazık olmuş bunca emeğe

    Klasik bir Hollywood filmi olmaması bir filmin iyi olması için yeterli değil. Doğayı çok seven ve bir adada tek başına yaşama hayalleri olan bir insan olmama karşın film boyunca sıkıldım. üstelik filme herhangi bir beklentiyle de gitmedim. Konusunu, reklamını falan da görmemiştim. Çok iyi bir sinemada çok az sayıda seyirciyle sessiz bir ortamda izledim filmi. yani beni olumsuz etkileyecek hiçbirşey yoktu. Filmin başından sonuna kadar (uçağın düşme sahnesi dışında) sıkıldım. Sonuna doğru artık elim ayağımı kontrol edememeye başladım. çok uzun ve gereksiz sahneler, birden bire atlanılan dört yıl ve oratay çıkan kopukluklar dikkat dağıtıcı. Güçlü bir hikayesi de var aslında ancak nasıl oluyorsa oluyor Tom Hanks gibi üstün bir oyuncu, iyi bir tema, doğal güzellikler ve sıra dışı çekimlere karşın çok sıkıcı bir film ortaya çıkıyor. Gerçekten yazık olmuş o kadar emeğe de paraya da zamana da. Herşeye rağmen adada tek başına fantezisi olanlar için doğa sahneleri etkileyici. Ya sabır denip izlenebilir.
    Puan: 5
  • Dansöz - Dansöz

    Zavaş Ayı'n bu yaptığına "Ayılık" denir

    Ne kızıyonuz ki Savaş Ay'a, kenar mahalle kültüründen para yapmak istedi adam. Film kötü olsa da aylardır yaptığı reklam sayesinde birsürü adam gitti filme. Herif kötü filmle bile para kazanmayı biliyor, tam bir kenar mahalle üç kağıtçısı. Bizimkiler nedense şu cinsel sahneleri bir türlü beceremiyorlar. Her zaman doğallıktan uzak oluyor sahneler. Ya bu dallamalar hayatlarında hiç sevişmemiş ya da hepsi harbiden sapık. Eğer bu adam gerçekten 2 milyon harcamışsa üzülürüm. O parayla memleket kalkınırdı be. Öküzün biri film yapma saplantısını tatmin etmek uğruna milyonları savuruyor millet açlıktan ölüyor. Ne memleket be!
    Puan: 1
  • Kaplan ve Ejderha - Wo hu zang long

    tuhaftı

    Sanki bir çocuğun elinden çıkmış bu film. Ulan şu Çinliler yok mu. Anlamak mümkün değil bu adamları. Valla ben de bilmiyorum, filme on vereni de anlarım bir vereni de. çinlilerin içinde bulunduğu ruh halini düşünüp güldüm. adamların işleri güçleri ipe sapa gelmez hikayeler uydurmak. Bir yanım 10 diyor bir yanım 1. Ben de ortalamayı alıyorum ve eveeet puanımı veriyorum "Beş".
    Puan: 5
  • Herkes Kendi Evinde - Herkes Kendi Evinde

    Görmemişler adına hüzünlendim ben şimdi

    Filmin konusu çok güncel ve dokunaklıydı. Ben Nasuhi tiplemesinin yapan amcamın oyunculuk gücüne hayran kaldım. Diğerleri de çok iyiydi. Hikaye ve senaryo da çok iyiydi. Geçişler de çok sade ve etkileyiciydi. Yönetmene helal olsun diyorum. Daha başka filmlerle bizleri mutlu etmesini diliyorum. Gidin abiler ablalar hepiniz kendinizden birşeyler bulacaksınız.
    Puan: 9
  • Hayvan Çiftliği - Animal Farm

    George Orwell yaşasaydı bu filmi dava ederdi

    İzlemeyen okumasin

    Filmi izlerken kitaba çok yakın olduğunu hissettim. Ancak son beş dakika tamamıyla farklıydı. Ekleme yapılmış hem de ne ekleme kitabın ve yazarın dünya görüşünün tamamıyla zıttı bir ekleme. Gelen ilk aileyi ve son aileyi bir karşılaştırırsanız farkı anlarsınız. Filmin eski kölelik yanlısı bir özlemle bitmesi akıl alır bir saygısızlık değil diye düşünüyorum. Bilmem diğerleri ne düşünür. Orjinal sonuyla yapılsaymış son derece iyi olurmuş ama nafile. George Orwell'in mezarda kemikleri sızlamıştır.
    Puan: 5
  • Şrek - Shrek

    çooookk tatlı !!!

    Orjinalinin seslendirmesinin ben de çok merak ettim ancak ne yazık ki çocuk filmi olarak algılandığından ufaklıklar anlasın diye her sinemada dublajlı olarak gösteriliyor. Neyse seslendirme de güzel olmuş, hakkını yemeyelim. Bence büyükleri de aynı şekilde eğlendirecek ve etkileyecek bir film. Çok eğlendim ama sadece eğlenmekle kalmayıp çok da duygulandım. Süprizlerle dolu, eğlenceli ve klişelerden uzak bir film. Herkes gidip görmeli.
    Puan: 10
  • Matrix - The Matrix

    Helal olsun size helal olsun !

    Gösterime girdiği andan itibaren dünyanın ayağını yerden kesen bu filmin başarısı nerede yatıyor? Oyuncular mükemmeldi, senaryo mükemmeldi, teknik mükemmeldi. Şimdiye kadar izledeğim en etkileyici bilim kurgu filmi. Filmde bir tane gereksiz sahne ya da fazladan söylenmiş bir kelime yok. Herşey birbirinin üzerine eklenerek kuruluyor ve zirveye çıkıyor. Bu filmi sadece teknik açıdan değerlendirmek cahillik olur. Politik ve felsefik yönüyle daha ağır bastığını düşünüyorum. Böyle bir filme emeği geçen herkes takdir edilmeli. Hepsine helal olsun diyorum ve bir iki gibi puan verenler için üzülüyor ve o puanları kendi algı düzeylerine vermelerini tavsiye ediyorum.
    Puan: 10
  • Evrim - Evolution

    uydurukça

    Bir ilkokul öğretmeni olarak diyorumki benim 10 yaşındaki öğrencilerim bundan daha iyi senaryo yazar. Onlardan istedikleri bir konu hakkında yazı yazmalarını istiyorum ve genelde bilim kurgu tarzında yazılar yazıyorlar. Okuduklarım bu filmden daha orjinal ve sürükleyici. Belki bizim ufaklıkları Hollywood'a göndermeli, veletlerin hayatları kurtulur. Amerikan izleyicisi için fazla titiz davranmaya gerek yok zaten.
    Puan: 3
  • Maymunlar Cehennemi - Planet of the Apes

    Efidik Püfüdük

    Valla kardeşim ben bunun ilkini izlediğimde iki gün uyuyamamış altıma kaçırmıştım. Tabi velettik o zamanlar doğaldır biri höt dese üç günlük yola kaçardım ürkektim azcık. Kabul ediyorum ufakken herşey adamı bir başka etkiliyor ancak yine de allah için beklentilerimin altında çıktı film. Daha leziz olabilirmiş malzeme enfes, ancak aşçılık orta. Neyse efendim uzatmayalım demem şu ki pek başarılı bir iş çıkmamış ortaya. Yine de kötü de sayılmaz hani, veriyorum veriyoruuum verdimm! 5 eder daha fazla etmez. Vatana millete hayırlı ossun.
    Puan: 5
  • Cahil Periler - Le Fate İgnoranti

    Stefano'm leziz böreğim, yerim seni, batma emi?

    Filmin senaryosuna ve oyuncularına bayıldım. İnsanlar çok tatlı ve gerçekçiydi. Sırıtan hiçbirşey yoktu (Ajda posteri hariç. olabilir tabi zevk meselesi). Neyse efendim uzatmayalım çok güzel olmuş herkesin eline ayağına sağlık tebrikler. Ancak belirtmeden edemiycem Stefano'ya bittim, eridim, öldüm ve dirildim. O ne bakışlar, o ne ifade, o ne endam! Ne güzel bir adamdı yav, izleyen bütün hatunlar sapır sapır eridik bittik. Ulan ceviz gibi adam valla, kırmadan ye kardeş. Allah sahibine bağışlasın diyorum ve kendisini de hayat boyu başarılar diliyorum.
    Puan: 9
  • Yapay Zeka - A.I. Artificial Intelligence

    Kavramsal Hata

    Android; insan robot düşüncesi genetik bilimindeki gelişmelerle ömrünü doldurdu. Ancak böyle bir film projesi ortaya atıldığında bu gelişmeler yeterince göz önünde değildi. Kubrick daha önceden de bazı bilim kurgu filmleri çekmiş ve başarılı olmuştu. Ancak bu filmle ne yazıkki elinde olmayan nedenlerden ötürü bilim dünyasının gerisinde kalmış. Android çoktan demode bir kavram oldu. Film baştan kavramsal bir yanılgıyla başlayınca gerisini getirmek de pek kolay olmuyor elbette. Bunun dışında filmin ilk yarısı bildik orta kalitede bir bilim kurgu filmi seyrinde devam ederken, ikinci yarısı fantastik bir öykü havasına bürünüyor. İki ayrı yönetmen eli değdiği her halinden belli. Ufaklık çok yetenekli bir aktör, hatta filmi bir ölçüde izlenir kılan tek güzellik onun oyunculuğu denebilir. Ek olarak 2000 yıl sonrasını gösterme gibi bir gaflete de düşen film araya uzaylıları bile sıkıştırmayı başarabiliyor. Sonuç üç saate yakın tutarsız, sıkıcı ve gereksiz detaylar ve eklemelerle insanı yoran, başını ağrıtan bir film. Onca emeğe ve harcanan paraya yazık olmuş diyor ve Spielberg'in bundan sonraki filmlerinde çocuk ruhunu daha kontrollü bir biçimde kullanmasını diliyorum.
    Puan: 4
  • Lara Croft - Tomb Raider - Lara Croft - Tomb Raider

    Olmadı birader

    Aksiyonu bol ama bir o kadar da kopuk ve sıkıcı bir film. Angelina Jolie Lara Croft'u iyi canlandırmış. İyi bir aktris olduğunu zaten biliyordum ama filmi kurtarmamış. Giderken ne mantık, ne bir hikaye beklemeden sadece eğlenmek için gittim ama onu bile bulamadım. Bu kadar çok aksiyon sahnesi nasıl olur da bir filmi sıkıcılıktan kurtaramaz diye de epeyce bir düşündüm. Nasıl olduysa olmuş, kötü olmuş işte.
    Puan: 4
  • Kızarmış Yeşil Domatesler - Fried Green Tomatoes

    Seyrine doyum olmuyor

    Duygusal, eğlenceli ve hareketli bir film. Filmdeki aktrislerden çok iyi bir oyuncu olan yaşlı teyzemiz artık yaşamıyor. Kathy Bates ise Oscarlı bir oyuncu. Kadrosu, yönetmeni, senaryosu çok sağlam bir film. İzleyince göreceksiniz su gibi akıp gidecek ve filmin başından kalktığınızda ağzınızdan çok güzel bir tat kalacak. Şiddetle tavsiye edilir.
    Puan: 9
  • Korkunç Bir Film 2 - Scary Movie 2

    Korkunç bir filmdi

    Ben diyorum ki film gerçekten korkunçtu ama başka bir anlamda ürkütücü biçimde kalitesizdi ve uyduruktu. Amerikan komedi anlayışına söyleyecek birşey bulamıyorum. Cd'ye verilen paraya, izlemek için gereken zamana yazık olur diyorum ve ilk kez bir filme BİİRRR veriyorum.
    Puan: 1
  • T-REX Dinozorlar Devrine Dönüş - T-REX Back to the Cretaceous

    Çok güzel be birader!

    Bir filme üç boyutluluk ancak bu kadar yakışır herhalde. Senaryo hem eğlenceli, heyecanlı hemi de paleantolojiyle ilgili bilgi verici. Bu filme büyük küçük herkes gidip ağzında hoş bir tatla çıkabilir. Ancak biraz daha aksiyon olabilirmiş filmde. İnsan kendini zamanda gerçekten de milyonlarca yıl geriye gitmiş gibi hissedebiliyor. Ellerine sağlık çok güzel olmuş.
    Puan: 9
  • Paris’te Son Tango - Ultimo tango a Parigi

    Manyak bir film

    Oyuncular çok iyiydi, sex de iyiydi. Brando amca zaten tartışmasız süper. Ancak konu anlaşılmazdı hafiften, hatta konu yok gibiydi. Sade ve hafifçe sapkın bir filmdi. Böyle tipler de var demek için yapılmış adeta. Ancak seydeli en az 15 yıl olmasına karşın hala unutmadığım bir filmdir kendisi. İzlemeyenlere tavsiye edilir.
    Puan: 7
  • Bıçak Sırtı - Sling Blade

    Güzel bir film

    Filmin başrol oyuncusu çok başarılı. Konu da çok güzel senaryo da. Filmdeki diyaloglar ve tiplemeler çok doğal. İzlerken kaptırmışım zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Dostluk üzerine yapılmış en güzel filmlerden biri bence. Neyse uzatmaya gerek yok. Arkadaşa katılıyorum verilen puanlardan belli değil mi?
    Puan: 9
  • Yeşil Yol - The Green Mile

    Eh işte!

    Diyorum ki herkesin fikri kendine. Baktım çoğu kişi on tam puan vermiş, şaşırdım. Ancak bence çok sağlam bir film değildi. Yine de insanın kaptırarak izleyebileceği bir kıvamda. Güzel bir film ama 7 puandan fazlasını haketmez.
    Puan: 7
  • Üçüncü Boyutta Buluşma - 3D Mania Encounter in the Thrid Dimension

    üç boyutlu sinema

    Şimcik eğri oturalım doğru konuşalım. Çoğumuzun üç boyutlu sinema izleme deneyimi biri ikiyi geçmez. Böyle olunca da eleştiriler bir filme dayanıyor. Üç boyutlu film tarihini yetkin olarak anlatmış. Yürek hoplatıcı sahnelerle dolu eğlenceli bir film, daha ne istiyonuz lan? İyi olmuş işte o kadar!
    Puan: 9
  • Pearl Harbor - Pearl Harbor

    Yuh Sana Amerika!!!

    Arkadaş bu kadar taraflılık bu kadar yüzsüzlük ancak bir amerikan filminden beklenirdi. Sen atom bombalarıyla dünyayı yerinden oynat sonra da hiç utanmadan japonları suçla. Bir de aşk gibi saf temiz duyguları filmin bulamacına katarak duygu sömürüsünün en adisini yap. Vietnam'ı da yerle bir edip sonra utanmadan bunu binlerce filmlerine konu malzemesi eden utanmaz amerikalılar artık Irak'ı ve şimdi de Afganistan'ı konu alan filmler yapıyorlar. Meraklıları CNN izleyerek filmleri izleyebilirler. Bir toplum bu kadar utanmaz ve cahil olabilir mi? Olabilir ve oluyor. Bu filmin filmin reklamını izlediğinizde ne yönde olduğunu anlamak zor değil. Bu bir amerikan propagandası filmi. Bu filmi amerikan milliyetçilerinin izlemesi anlaşılır ama yurdum insanının izleyip (kazara izlemek hariç) beğenmesi(???) akıl almaz bir durum. Peki arkadaş sen izlemeden mi yazıyon diye sorarsanız izledim. Ancak evdekilerden biri CDsini aldığı için ve sırf düşmanını tanı mantığından hareketle izledim. Aha şimdi de yazdım. Çok çok kötü, rezalet, kusmak istedim seçeneği bana tamamıyla uyduğu için veriyoruuum verdim! BİİİİİR!!!!
    Puan: 1