Pazar

  • Kalabalık bir pazar alanına anne zoru ile getirilmişizdir. Üstelik pazar torbalarını taşımak gibi şerefli bir görev de bizim geliş nedenimizdir. Eylence çıkaracağız ya her halttan, başlarız pazarı zevkli hale getirmeye. İnsanlara çarpmadan zikzaklar çizerek pazarda sürat denemesi yaparız. Ani dönüşler olaya zevk katar. Maydonoz ve dereotu satan orta mahal tezgahları bizim için engeldir. Onları itina ile sollar ve geriye dönüp bakarız hemen... Portakal almak için habersizce durup alışveriş yapan valideyi kalabalığın içinden seçebilmek için.
    getrow
  • Tabi pazarda binbir türlü cambazlık yaparken, dönüp anneyi bulamamak, daha da kötüsü, başka birini annen sanarak yanından yürümek var.
    passport
  • Pazarcı, yalakalığının son raddesinde, "abla sana beşyüz" demez mi gıcık olurum. Kardeşim niye bana? Hayır kendimi başka bişi hissediyorum böle olunca. Hayret bişi yaaaa!
    oyabes
  • En iyi tişört hep başkasının elinde olur. Tühh azcık önce gelseymişim bu koca delikli yerine defosu daha küçük olanı ben kapardım der her kadın. Başkasının elindeki mala hain hain bakılır. Vazgeçsede ben kapsam, diye hayal kurulur.
    ayse1
  • En kıl olduğum; o pazarda tam elma aldın annenle beraber, oh be kurtulduk şurdan diyerek hızla oradan uzaklaşmaya başladın, o sırada bi baktın annen hemen elmanın yan tezgahından portakal alıyo, sense uçup gitmişin uzaklara. Of of diyerek geri yürürsün o yolu ve bu olay kısır döngü halinde devam eder.
    cenk.oz
  • Pazar muabbetine girildiğinde beni fıtık eden asli şeyin "pazar arabaları" olduğunu söylemek isterim. Zaten o tezgah senin bu tezgah benim annenizin zerzevat seçme arzusu yüzünden dolanıp durmuşsun. Teyzemin biri almış arabasın tın tın önde gidiyo. Bu arada her tezgahın önünde durup lüzumlu lüzumsuz her bi şeye de bakmayı ihmal etmiyo. Zaten kıpırdayacak yer yok. Baba boşa uğraşma o teyzeyi sollamanın imkan ve ihtimali sıfır. Tamam sen sollarsın da anne kaldı arkada naber. Pazar arabalarını protesto ediyorum...
    ozwy
  • annen hadi oğlum hava alırsın ayağıyla getirdiği pazarda aldığı her şeyi sana yükletmiştir. eşeklerin neler çektiği hakkında felsefi düşüncelere dalarsın. alış-veriş bitti, gidiyorsun. o da ne! karşıdan ayşe teyze geliyor. dua edersin annen görmesin diye ama nerede! 50 metreden soğanın fiyatını gören annen koca ayşe teyzeyi görmez mi? heyhat! beklersin beklersin beklersin. aman allahım sanki 40 yıldır ayrı kalmış çocukluk arkadaşlarıdır. yok ya nere! ayşe teyze bizim 10 yıllık komşumuz olur. bu kadınlar ne konuşur bu kadar anlamam. olan da piyasa yaparız saflığıyla annenin peşine takılan sana olur. bi daha mı, tövbe dersin ama hep yeni bir t-shirt ya da kot pantolon yemiyle avlar, seni peşine takarlar.
    macka
  • Zaten kalabalık ve dar bi alana kurulu olan pazarda yolun ortasında durup muhabbet edenler vardır kıl olurum. Kardeşım çekil köşene et muhabbetini, bize işkence niye?
    zırtapoz
  • pazarcının daha çok malzeme satma arzusuyla "üç kilo olsun mu abla?" demesi yok mu? ya kardeşim ben üç kilo istesem sana bir kilo demem değil mi ama...
    landi
  • insanlar sıkışır bazen pazarda. geçen hafta bi kadın baarıyodu, ben patateslerin oraya gitmek istiyom burda ne işim var! diye. ne diyim inşallah gitmiştir.
    klytaimestra
  • Pazarda ortalıkta dolanan, bir elinde 6 tane limon tutma kapasitesi olan adamlar vardır. Bunlar yanına gelip "Abla son altı tane. Hepsi bi milyon." der ve sen de onları alırsın. Sonra gidip arka taraflardaki kasasından 6 tane daha limon alır ve aynı hikaye yeniden, başka bir kurban ile başlar.
    Shemsetteen
  • Pazar meydanının en üçkağıtçıları biber satanlardır. Açıkgözlere sorarsın biber acı mı diye. Gözünün içine, yüz ifadene bakıp "abula datlı" derler. Ama ben acı istiyom deyince işler değişir "abla zehir gibi acı valla bak" diye utanmadan kıvırırlar. Arsız olanları tatlı biber isteyenlere "amanın bek datlı bi datlı bi daha datlı" diye barıl barıl bağırır.
    enşaşkın
  • Ne zaman pazara gitsem en az bir tane ağlayan çocuk görürüm. Neden???
    U2
  • hani pazarcıya üç kilo elma dediğinde hani o tencere gibi metal bişeyi dizleriyle tezgahın arasına sıkıştırıp, ellerine dört tanesini koyup seri bi biçimde doldurur ya elmaları. ne süperdir o yaaaa! bi deneyin de ne zor olduğunu görün. ben denedim, fırlıyo elmalar, düşüyo tencere, zor, çok zor. pazarcı deyip geçme hemen.
    caradhras
  • pazarlarda en eğlenceli köşeler yığın yığın penye donların satıldığı tezgahlardır. eğer don seçen orta yaşlı bir hanımsa ve kendi xl poposuna göre don seçiyosa sorduğu sorulara duymamazlıktan gelinir, gözgöze gelinmişse istediği don bi yerden çıkarılıp önüne isteksizce atılır. ama eğer don seçen fıstık bi çıtır ya da mihrap yerinde bi ablaysa - aman hele bide tanga falan seçip topluyosa eline - arka tarafta ne kadar ayrılmış cici bici dantelli kırmızı şifonlu fiyonklu don varsa büyük bi ihtimamla gösterilir!!
    RedHead
  • Şu tartının üstündeki metal kovadan elmaları poşete nasıl koyar pazarcı? Deişik bi yöntemle torbayı kovaya geçircekmiş gibi yapıp tokur tokur içine dökmez mi?
    Day walker
  • bazı pazarcılar tezgaha öylesine atarlar elma domates gibi yuvarlak sebze meyveleri. ama bazıları onları nasıl da bir mimar edasıyla piramit gibi dizerler tezgahlarına.
    melancholyman
  • anne zoruyla pazara giden kız evladıysanız, elma satan kimi pazarcıların "elmalara bak elllmalaraaaaaaaaaa" veya "oohh sert sert, sulu sulu, bi tut bak aplaaa" tadında sapkın fantezilerine alet olabilirsiniz. bu yüzden pazara çıkmak mecburiyse pazarcı amcalar ve oğullarıyla fazla yüz göz olmayınız. mümkünse böyle sapıkların elmalarının kurtlu olduu söylentisini sinsice yayınız ki satış yapamasın eşşoleşekler.
    Sebola