Kalemtraş Makinaları

  • Hatırladınız mı kalemtraş makinalarını? Kocaman bir kutuydu. Ön tarafındaki metal zımbırtıların ağzını gevşetip kalemi sokuverirdik. Bi kolu vardı onun. Çevir babam çevir. Hop kalemin ucu açıldı işte saniyede. Amma da mantıksız icattı. Aslında iyidi tabi ama, devamlı masabaşında takılan, ve hep kurşun kalemle çalışanlar için yapılmıştı heralde. Bit kadar boyuyla çantasında kalemtraş makinası taşıyanlardan ve dersin ortasında bızır bızır kalem açan tiplerden tiksinmişimdir. Alırsın kırtasiyeden mütevazi bir kalemtraş, "hocam kalemimi açabilir miyim?" dersin, genelde karatahta civarlarında bulunan çöp tenekesinin yanına gider açarsın kalemini. Hem o sıkıcı ders ortamından biraz olsun uzaklaşmak, sınıfa farklı bir açıdan bakmak ve kalemi açarken sınıfa doğru anlamsızca sırıtmak ne eğlencelidir. Dakikalarca takılmak istersin orada. Sonra hoca anlar niyetini, "Otursana sıpa çocuğum" der, iyice sırıtarak oturursun yerine.
    zuxxi
  • bi de bu kalemtraşların şey özellii vardı; hani bööle en başta zor dönerdi, soora da yavaş yavaş kolaylaşırdı çevirmek. işte o zaman annardık ki bu iş tamam. ama onu boşa çevirmenin de ayrı bir zevki yok diildi hani.
    prekaazi
  • Kalem tıraş makineleri aslında otoritenin sembolü, büyüklüğün simgesidir. Ne kadar müdür yada öğretmen kürsüsü gördüysem hepsinde vardır bi tane. Masanın üstünde heyhula gibi duran mermer dolmakalemliğin yanında dikkat çeker.
    Rincewind
  • Bizim ilkokul örtmenimiz de masasına koymuştu bi tane bundan. "Sıpaları"nın kalem açma bahanesiyle zırt pırt çöp kutusu önünde izdiham yaratmasını engellemek için "ben açcam bundan sonra kalemlerinizi" dediydi. Biz de kalem kırılsın da örtmenin masasında açtırma şerefine nail olalım diye bastıra bastıra kalemleri kırar, masa önünde kuyruk oluştururduk. Baktı öyle de olmadı, vazgeçti. Eski usule döndük.
    mecuk