zuxxi.com//sinema|geyiks

Jack_

  • Gözü Tamamen Kapalı - Eyes Wide Shut

    SON ESER

    Fazla söze gerek yok stanley kubrıck sinemanın sayılı yönetmenlerinden filmin yapımı için geçen süre gerçekten çok uzun sonuçda buna değdimi tartışılır ama ustaya saygı mahiyetinde ölümü öncesi son filmini görmekte fayda var 16 yaşından küçüklere önermiyorum
    Puan: 6
  • Evrenin Askerleri: Geri Dönüş - Universal Soldier The Return

    van damme klasiktir....

    başlıktan da anlıycanız üzere filmden harikalar beklemiyordum ve sanırım beklediğimi gördüm yinede callaway arkadaşıma katılıyorum knock off ve legıonare den daha hızlı ve özlediğimiz klasik van damme filmlerine çok yakın bir film filmde bana kalırsa van damme den çok spawn dan tanıdığımız mıchael jai white da ve ilk yönetmenlik denemesi ile oldukça başarılı sayılabilecek olan mıc rodgers a dikkat etmenizi istiyorum.japon filmlerinde görmeye alışık olduğumuz hızlı kurgulama ile seyirciye aktarılan olağanüstü hareketleri yaptırabilen bir yönetmen....ayrıca filmden çıktığımda beni en az bu ikisi kadar etkileyen heidi schanz vardı tabiki ilk işim bu hatunla ilgili birşeyler aramak oldu ve bulabildiğim kadarıyla önceden se7en da küçük bir rolde görünmüş benim tahminim öldürülen fahişe rolünde oynadığı yönünde....siz bulabilirseniz haberim olsun..sonuç itibari ile gidilebilecek bir film ama aksiyondan hoşlanıyosanız tabii ayrıca robot gibi davranabilen insanlara tahammül edebiliyosanız.yinede tavsiyem filmi izleyin ve bu filmde mantık aramayın hadii iyi seyirler....
    Puan: 6
  • Mavi Korku - Deep Blue Sea

    jaws a benzesede değil..

    son zamanlarda sinemalarda iyi bir gerilim filmi izlemek mümkün olmadı ne hikmetse iki yıldır adamakıllı gerilim filmi izleyemez olmuştuk bu arada deep blue sea muhteşem fragmanı ile ortalığı kasıp kavuruyodu ve nihayet film gösterime girdi filmi izleyenler jaws a atıflarda bulunmasından dolayı filmi jaws ile karşılaştırabilirler (gerçi izlemeyenlerde bu şekilde yorumluyor)bu karşılaştırmayı yapanlar haksız sayılmaz ama yinede tarz olarak farklı olduklarını herkes görmüştür ..jaws filmleri tamamen korku üzerine bir film ve spielbergten dolayı bugün dahi mükemmelliğini koruyan filmlerden oysa deep blue sea şu halde berbat finali nedeni ile kısa sürede unutulacağı kanısındayım yinede her sahnesinde seyirciyi kasıp geriyor renny harlin ...aksiyon filmleri konusunda eline su dökülmeyecek yönetmenlerden olan renny harlin uzman olduğu aksiyonu ve elm sokağından aşina olduğu korku gerilim türünü deep blue sea de harmanlıyor sonuç itibariyle oldukça başarılı bir film meydana geliyor..kullanılan efektler filmi jaws filmlerinden ayıran en önemli özellik ...bunun haricinde merak edenler için filmin kadrosuna şöyle bir göz attım carter blake rolüyle karşımıza çıkan oyuncu thomas jane i ince kırmızı hatda er ash rölünde izlemiştik ayrıca oyuncu birkaç yıl önce sinemalarda gösterilen face/off filminde de görünmüştü...bir diğer başrol dr.susan rölünde saffron burrows var güzel oyuncu kısa bir süre önce wing commander filminde kahraman pilot rolünde izlemiştik..hemen bu arada aklıma takılan bir ayrıntıyı açıklamak istiyorum renny harlin ne hikmetse son iki filminde başrol verdiği güzel eşi geena davis yerine deep blue sea de geena davisin gençlik yıllarına inanılmaz derecede benzeyen saffron burrows u oynatmıştı sizce bu rölde geena davisin oynamamasının sebebi sonunda köpekbalıkları tarafından parçalanıcağı içinmiydi acaba ..ben böyle yorumladım siz nasıl düşünürsünüz bilemem ...herneyse ayrıca filmin müziklerini armageddon-enemy of state ve con air dan aşina olduğumuz traver robin yapmış her filmde bulunması gereken komik zenci adam rölünde ise ll cool j var doğrusu onu ben ilk defa gördüğümü düşünüyordumki geçen yıl gösterime giren hallowen:h20 de oynadığını keşfettim..filmin başarılı olduğu en önemli noktalardan biriside görüntülerdi daha önce postman ve fire storm filmlerinde görüntü yönetmenlği yapan stephen f. windon bu filmde de harikalar yaratmış.son olarak film hakkında şunu sööliyebilirim en başından itibaren insanı yerinden hoplatan zaman zaman aksiyon sahneleri ile insanın heyecanlandıran çok iyi bir yönetim ve oyunculuk çıkarılmış üzerinde ldukça düşünülmüşsede finalinde filmin bütün tadını kaçıran başrol kadın oyuncusunun ölmesi doğrusu filmden aldığım tadı bir anda bozdu ama yinede son 5dk hariç mükemmeliğe yakın bir film renny harlin ustanın ellerine salık diyorum son olarak bulunduğu her filmi oyunculuğu ile kurtaran samuel l.jackson da sphere den sonra tekrar sualtına dalıyor ve deep blue sea de yine harika bir oyunculuk sergiliyor.mutlak görün ama asla jaws ile kıyaslamayın hepinize iyi seyirler..
    Puan: 9
  • Dövüş Kulübü - Fight Club

    biz dünyanın dans edip şarkı söyleyen atıklarıyız (İzlemediyseniz, Okumayın)

    aslında yazılacak ve söylenecek okadar çok şey var ki nerden başlarım bilemiyorum..arkadaşlar saolsun filmin cast bölümünden ayrıntılı bi şekilde bahsetmişler bu konuda bizi aydınlattığı için brad- e teşekkürler..ben de filmin insanı etkileyen psikolojik yönünden bahsetmek istiyorum.film başladığında her filmde olduğu gibi karakterleri tanıyoruz anlatıcı edward norton (sinemda oturup filmi izleyen insanlara seslenerek yani bi bakıma bizi olayın içine çekerek anlatyor hikayeyi ...)bilirsiniz işte karşınızda size birşeyler anlatan birisi varsa ilgisiz davranamazsınız..bu bakımdan filmde bir anlatıcı olması çok anlamlı..zaten filmin ilerleyen bölümlerinde anlatıcı sık sık bize yani izleyicilere sesleniyor.ben filmi iki defa izledim mümkün olsa tekrar izlerdim..eğer filmi izlemediyseniz bu söylediğim size çok saçma gelebilir..filmdeki edward nortonun canlandırdığı karakterin ismini film boyunca hiçkimseden duyamıyoruz.sadece kendisi ben jack'in. alevlenmiş dışlanma duygusuyum ve benzeri şekilde kendini ifade ettiğini görüyoruz bu da bize başrol dahi olsa karakterin isminin yani kimliğinin bi önemi olmadığını anlatıyor..amaç ismi sadece şu veya bu olan değil herkesin kendini edward ın yerine koyması ..yaşamın monotonluğu (öylesine sıradanki flmdeki yaşamda değişen tek şey edward (jack)in patronunun kravatı) anlatılıyo ve bu monotonluk jack i çıldırtacak düzeye geldiğinde kendine hayali bir arkadaş ediniyor daha sonra bu arkaaşının gerçek olduğunu benimsiyor zaman zaman onun gibi davranarak (daha doğrusu onun yerine geçerek)kendine ikinci bi kişilik oluşturuyor..tabi bu kişiliği maskedeki stanley ipkins in bastırılmış dduygularının dışa vurumu gibi jack in de bastırılmış duygularının bi dışa vurumu aslına bakılırsa olayların tümünün kahramanın kafasının içinde geçtiğini düşünebiliriz.zaten fincher da bunu istemiş olacak ki film karakterin beyninin içinde moleküllerinde başlıyo .. brad pitt incanlandırdığı tyler karakteri ise içimizdeki iki sesden kötü olana yani şeytanın sesine benzetebiliriz..içimizdeki iki ses yani iyiliği ve kötülüğü emrede ve onların isteği ile hareket ettiğimiz iki ses ...bir işi yapacağın zaman sana zor yolu iyiliği emreden ses söyler kolay ve eğlenceli yolu kötülüğü emreden... çoğunlukla bizler kötüye uyarız çünkü diğeri bize olabildiğince monoton bir yaşamı sunar onun dediklerini yaparsak işi yaparken zorlansakda iş bittiğinde mutlu oluruz..oysa diğer ses bize en kolay hatta eğlenceli zaman zaman tehlikeli olanı söyler biz onun dediğ-ini yaptığımızda iş yapıldığında mutlu oluruz ama sonuçları bizi üzer... bilemiyorum belki çok soyut bi örnek oldu ama anladığınızdan eminim işte tyler filmdeki el yakma sahnesinde şeytanın tanrıyı inkar etmesi gibi tanrıy inkar ederek jack in kötü tarafı olduğunu bi kez daha gösteriyor...hatta film boyunca yanlız jack i değil bizleride suçluyor sizler dünyanın dans edip şarkı söyleyen artıklarısınız ..annenin söyediği gibi narin bir kar tanesi değilsin sende çürüyen bi organizmanın parçasısın...diyor.bizde tylerın söylediklerini düşünüyoruz ...herkes farklı görüşte(yazım devam diyor ve hala kimse birşey anlamıyor.) sonuçta edward büyük bi cesaret örneği göstererek kendi hayatı bahasına tyleri içindeki kötü yanı yani nefsini yenmayi başarmak için ağzına bir silah dayıyor uyumadığını ıspatlarcasına (gözüm hala açık tyler )diyerek silahı ateşliyor ... olması gerektiği gibi jack ölmüyor..anlıycağnız üzere filmden çok etkilendim bu nedenle yazım uzun olmuş olabilir kusura bakmayın arkadaşlar eğer yazımı buraya kadar okuduysanız ve birşey anlamadıysanız çok doğal filmi hemen izleyin ve bu yazıyı tekrar okuyun cüzdanındaki para..üzerindeki üniforma..seni değerli yaptığına inandığın herşey zamanla sana sahip oluyor sonra ne mi oluyor?önce uyumamaya başlıyosun ve sonra tyler durden ile tanışıyosun...sahip olduklarınmızın bize sahip olmasına izin vermiyelim çünkü ben kendi içimdeki tyler ile tanışmak istemiyorum... herşeyi kontrol etmeyi bırakarak bazı şeyleri oluruna bırakalım..korku ise temeli ölüm olan bir kavram ölümden korkmadığın sürece hiçbirşeyden korkmaszın çünkü bütün korkularımızın kaynağı ölüm ... buna benzer çok derin hatta felsefi fikirlerle karşılaşırsınız filmi izlerken buyüzden önyargılı izlemeyin şiddet bizim yaratılışımızda var buna engel olamayız şiddeti söz konusu yapıp filmi izlemek istemeyenleri çok kınıyorum...umarım aklınız başınıza gelmiştir ben hala uyurken fight club ı düşünüyorum bildiğiniz bir rehabilitayon merkezi varmı........
    Puan: 10
  • Varoluş - eXistenZ

    cronenberg amcam ayıp etti bu kez...

    david cronenberg filmlerini izlerken filmi izlediğim anda etkisi ortaya çıkmaz daha sonra etlisini hissederim..bunun son örneği crash ..film dışardan bakıldığında adi bir erotik film gibi düşünülebilir...izlerken aynı şeyleri düşünüyosunuz film kafanızda yer ettikçe anlam kazanıyor...cronenberg filmini izlerken asla kendinizi rahat hissetmezsiniz...kısa ve ilk aşamada anlaşılması güç diyaloglar ve bu diyaloglarla birlikte dinlediğimiz o boğucu müzik filmin bir cronenberg filmi olduğunu haykırıyor sanki....ama ne yazkki cronenberg amcamız bu kez aynı numaralarını yapmaya çalışsada senaryonun başarısızlığı nedeniyle...beni hayal kırıklığına uğrattı...aslında senaryo tema olarak hiç fena değil hatta ana tema matrix deki gibi sanal bir ortamı anlatıyor...ama gel görki cronenberg..filmi ana temasını berbat bir şekilde senaryolaştırmış...yer yer bize sürprizler sunmak istesede ..ben hiç şaşırmadım(ne de olsa sanal ortam sürprizleine alışkınız)...cast a bakınca hiç de fena olmayan bir kadro ile çalışmış olmasına rağmen cronenberg neden böyle bir film yapmak istemiş anlıyamıyorum..jennifer jason leigh filmi kurtarmak için elinden geleni yapsada maaalesef başarılı olamıyor..jude law a gelince o da fena bir oyunculuk sergilemiyor ama kendisinden on yaş büyük jennifer ile kamera karşısında aşk numaraları yapmayı kesinlikle beceremiyor..ayrıca jude law gibi eli ayagı düzgün bir adamın neden böyle tutulmıycak filmlerde boy gösterdiğini anlamak da oldukça güç...filmde unutulmaması gereken diğer oyuncular platoon dan hayran olduğum william dafoe ve fifth element de rahip rölündeki ian holm var..bu iki eski toprak bile filmi kurtarmaya yetmiyor...cronenbergin merakla beklediğim hüsranla sonuçlanan eXistenZ ini çok çabuk unutucam herhalde...ayıp ettin cronenberg...yinede sinemacı kimliğine hep saygılıyım en azından the fly için..o nedenle 1 puan vermem...daha iyi filmlerde göüşmek üzere...hepinize iyi film bulun izleyin derim...
    Puan: 4
  • Kaç Para Kaç - Kaç Para Kaç

    para-para-para

    napolyon bu üç kelimeyi söylemiş zamanında bence eksik söylemiş doğrusu para-para-para-para-para-para.....ve para olacaktı..zamanında üç kere söylemek yetsede şimdilerde bunu istediğiniz kadar arttırabilirsiniz.bugün türk sinemasına inancım bir kez daha arttı inişli çıkışlı bir grsafik çizsede sonuçta galiba başarılı olucaz..diye düşünüyorum.gerçekten boş olmayan bir film çıkarmış reha erdem...iyi bir kadro kurmuş ve bize hiç görmediğimiz kadar güzel göstermiş istanbulu..doğrusu istanbulu gerçekte görmekle bu filmde görmek arasında büyük fark var..istanbula iki kez gidebildim..birinde yaz dı ..ama istanbul yinede bu kadar güzel görünmüyordu...kışın zaten kirli hava ve kirli boğaz insanı kahrettiriyo..bu kadar güzel bir şehrin böylesine harcanması..üzücü...reha erdemi tekrar kutluyorum...bize harika bir istanbul resmi çizdiği için...konusu gerçekten öğretici ve sürükleyici...paranın insanı nasıl köleleştirdiğine bir kez daha tanık oluyoruz böylece...sonuçta selim parasızken daha mutluydu diye düşünüyoruz ..yada o para olmasaydı hayatta olacaktı..diyoruz... filmde selim karakterinin etrafında çizilen yan karakterlerin sürekli paradan söz etmesi...hatta paradan bahsedilmeyen tek bir diyalogun bile olmaması filmin artılarından bir diğeri...ayrıca filmde en sevdiğim..ayrıntı..selimin para yüzünden bir insanın(çırağının)hayatını mahfetmeyi göze alması..gerçekten müthişti ..o an bir insanın paraya olan tutkusu ve köleliği bir kez daha ortaya çıkıyor...sonuçta para daha iyi yaşam standartları yakalamak için istensede...bu para kazanılmamışsa hayatına bile mal olabiliyor...selimin parayı harcarken rahatsız oluşu parayla aldıkları ile yaşarkende sürüyo...o para bulunmamış olması ile lotodan veya piyangodan çıkması arasında hiçbir fark olmadığını düşünüyorum..zaten öyle de oluyo..karısına lotodan çıktığını söylemiş olmasına rağmen huzursuzluğu devam ediyo..daha fazla uzatmadan..türk sinemasının canlanışına yardımcı olduğu için...bize ve filmi izleyecek yabancılara istanbulu tekrar sevdirdiği için...boş olmayan güzel bir mesaj içeren bir film yaptığı için...ülkemin insanlarını eksik de olsa bir kısmını gösterdiği için...başta reha erdeme ve teknik ekibine teşekkür ediyoruz ellerinize sağlık..film belkide on puan almayı haketmiyor ama bir amrikan filminin ortalamsının altında bir rakam çıkmasın diye on veriyorum...sürekli sinemaya gitme alışkanlığı olan arkadaşlara da başka bir filmden fedakarlık yapıp bu filmi izleyin diyorum...hepinize iyi seyirler...görüşmek isterseniz Jack_@muhabbet.net adresine mail bırakabilirsiniz...
    Puan: 10
  • Dünya Yetmez - The World Is Not Enough

    bond.......JAMES BOND

    yıl 2020 sinema öğrencileri derste hocalarını dinliyor...arkadaşlar filmler çeşitli türlere ayrılır aksiyon komedi bilimkurgu dram romantik..ve bond tipi filmler olmak üzere ayırabiliriz...şimdi de kısaca bond tipi filmden sözedelim...film james bond adında birinin dünyayı kötülüklerden kurtarma çabası şeklinde gelişir bu kişi nasıl gizli ajansa herkes adını ve numarasını(oo7 dabıl o sevın)bilir..ayrıca adamımız son derece yakışıklı ve kıllıdır..kadınlar ona dayanamaz..bond efendinin elde edemiyceği kadın hemen hemen yoktur...kullandığı aletler..günlük hayatta karşılaşmadığımız türdendir...işte bu tip filmlere bond tipi film diyoruzz... öğretmen sözlerini bu şekilde bitirir...şimdi benim görüşüm...bond için yarın asla ölmez dünya yetmez...bond serisi bitmez .ve pierce brosnan bu rolü kolay kolay bırakmaz....james bond filmi izliyorsanız yapmanız gereken tek şey olaylar saçma da olsa gerçek te olsa konuyu anlamaya çalışmamak sadece aksiyon izlemek gerekiyo..fizik kurallarına karşı koyduğu zaman bile nede olsa bu james bond diyerek kabullenmek gerekir...bond filmlerini seviyoruz çünkü iyi seyirlik filmler...en azından bond kızları bile yeterli...son olarak herkes gibi bende denise olan hayranlığımı söölemeden geçemiycem...starship troppers da gördüğümde hayran olmuştum zaten...ardından vahşi şeylerde içimizi bir kez daha yaktı son olarak james bond la herkes onu fark etti......sophie marceau röle uygun olmasada onu da tekrar görmek sevindirici....en azından pierce brosnan ın karizması denise richards ın güzelliği michael apted ustanın görüntüleri için izlenir......bana yazmak isterseniz Jack_@muhabbet.net deyim...iyi seyirler
    Puan: 7
  • Şampiyonların Kahvaltısı - Breakfast of Champions

    bruce willis işini bilir......

    film hakkında genel görüşe katılıyorum...ama yinede ben filmlerin olumsuz yönlerinden çok olumlu yönlerine bakarım...bir kere yönetmen alan rudolp görüntüdeki ustalığı ile beni etkiledi..ama galiba yönetmen senaryo yu iyice kavrıyamamış çünkü aslına bakıldığında diyaloglardaki küçük bir değişiklile çok başarılı olabilecek bir senaryo...fakat görüntüdeki ve kurgudaki usta yönetmenimiz senaryo üzerinde kafa yormamış olacak ki bizden kafa yormamızı bekliyor sonuçta..yönetmen kendi anlatamadığı bir hikayeyi seyircinin anlamasını bekleyemez...senaryo fena sayılmaz ama anlatımdan kaynaklanan kopukluklar filmden sürekli koparıyor bizi...yani..yönetmenimiz bir iki tane ilğinç sahneyi göstermese gerçekten sıkılınacak bir film..yönetmenin bir diğer hatası oyuncu seçiminde diyebilirim...bi kere nick nolte bu role o kadar uyumsuz ki onun kadar maço bir adama kadın kıyafetleri giydirmek komiklik değil gerzeklik oluyor...yinede alan rudolph farklı görüntü esteiğinden dolayı farklı bir yönetmen umarım bundan sonra yeteneğini daha iyi filmlerde kullanır...bruce willis e gelince rolüyle bütünleşebilen bir oyuncu olduğu için iyi bir filmde oynayınca onu seviyorsunuz kötü filmde oynarsa sevmiyorsunuz...demekki siz bruce abimi değil o canlandırdığı karateri sevmiyorsunuz..öyleyse bruce willis e dil uzatmayın çünkü burda kötüleyen arkadaşlar sixth sense gösterime girdiğinde yere göğe sığdıramayacaklar...herneyse son olarak bir yanlışlığı düzeltmek istiyorum...zuxxi birader filmin sayfasına konusunu yazıyorsanız lütfen izleyin anlayın sonra yazın sağdan soldan aldığınız yazılar ile filmi anlatmaya kalkmayın çünkü konuyu nerden aldıysanız yanlış almışsınız bir kere kilgore trout un romanlatına hayran olan dwayne hoower değil...otel sahibi zengin bir herif vardı middle city nin sahibi işte o herif hayranlık duyuyordu ve herkese sevdirmeye çalışıyordu..sürekli kilgore trout adı geçtikçe dwayne hoower bu insanın kendi için bir kurtarıcı olduğunu düşünüyor...adamın romanından sadece iki-üç satır okuyarak insanların robot olduğunu yaşamın bu şekilde kurulduğunu düşünüyor...hayatın anlamını arıyor sonuçta kilgore trout ona yol göstermiş oluyor...filmi anlamıyan gazete ve dergilerde konusunu bu şekilde yazmışlar..size de kızmamak gerekiyo...yinede izleyip düzeltmenizi tavsiye ediyorum...aslında çok önemli de değil film sonuç olarak seyirlik bile diyemiycem vakit ve para kaybı.....ben izlerken sıkıldım sizi bilmem.....yazışmak isterseniz ben Jack_@muhabbet.net deyim....iyi filmler izleyin kahvaltı sözcüğü geçen filmlere gitmeyin derim ben........
    Puan: 4
  • Kahpe Bizans - Kahpe Bizans

    bu bir gani komedisi....

    daha önce arabeske yazdığı senaryo ile kendini kanıtlamış bi mizah yazarı olan gani müjde arabeskte şener şen ile müjde ar ı türk filmlerine hicivde bulunarak birbirlerine kavuşturmak isterken kahpe bizans da yine hepimizin o vazgeçemediği eski türk filmlerine atıf yapıyor...gani müjde kendini yazarlıkta kanıtlamış biri olarak( kaygısızlar dizisi...baskül ailesi...ve birçok mizah kitabı) bu kez de kendi yazdığı senaryoyu kendi çekmek istemiş ve özen film 1,5 milyon doları hiç çekinmeden bu filme yatırdı...sonuçta yıldız oyunculardan oluşan kendi tarihi filmlerimizi ti ye alan bir yapım oluşmuş...kendi filmlerimiz kadar o çok iyi bildiğimiz american filmlerine de bazı taşlamalar var..illetyus un gördüğü rüya canavarının E.T olması yetişbey(cem davranın)mağdure hatunla yaptuğı dansın pulp fiction da jhon travolta uma thurman ikilisinin dansına benzemesi..gibi... cem davran kahpe bizansla sanıyorum artık komedi filmlerinin en çok aranan ismi olacak...tabiki mehmet ali bey eğer astronomik ücretler istemezse o da bu tür yapımların aranan bir diğer oyuncusu olacak gibi...tabi buna benzer komedi filmleri yapmaya devam edersek....kesinlikel çok başarılı performanslar sergilemiş bütün oyuncular eski toprak sümer tilmaç ve yılmaz köksal filme ayrı bir renk katmış...filmin iki hatunu namı değer emmenuella (demet şener) ve mağdure (hande ataizi) oyunculuklarını söz etmezsek filme renk katan diğer isimler....son derece renkli bir fil olan kahpe bizansın diğer renkleri...cengiz küçükayvaz..baykal kent..metin şentürk...cem karaca..ve diğer oyuncular ..kadro gerçekten mükemmel ..uğur içbak ın görüntüleri filmin bir diğer artı puanı...konusu malum film sanıyorum oldukça fazla izlenecek...umarım öyle olur...müzikleri..görüntüleri ve mizah anlayışı ile son dönem türk filmlerinin başarılı örneklerinden birisi kahpe bizans .....eleştirmeden izleyin ..çünkü film komedi filmi ciddi bi yapım değil..gülmekten karnınız ağrımayacak ama kendi insanımız ve kendi dilimizle yapılan espirilere kayıtsız kalmayacaksınız ..arada bi banal olsada yer yer sıkı espiriler de yok değil....illetyusun kılıçla öldürülürken acımadıki demesi gibi....gerçekten güldüm paramın karşılığını aldım...tavsiye ederim kahpe bizansı izleyin...ben Jack_@muhabbet.net deyim ..mesaj bırakın tanışalım...haa bu arada sizinde bi arkadaşımla birlikte yürüttüğümüz ankete katılmanızı istiyorum...en sevdiğiniz on film ve on yönetmeni soruyoruz size...tercihlerinizi yukardaki mail adresine postalarsanız sevinirim..hepinize iyi seyirler....
    Puan: 9
  • Avanak Ajan - Austin Powers, The Spy Who Shagged Me

    avanak değil dangalak ajan...

    austin powers hakkında söylenenleri(america da) filmi büyük bi merakla bekledim ama sonuçta hayal kırıklığına uğradım adamım mike myers ne kadar çabalamışsada filmde kayda değer hiçbir espiri yok ..film dün izlediğim kahpe bizansdan kötü çıktı ya artık ölsemde gam yemem çünkü aynı hafta gösterime giren iki filmden türk yapımı daha çok hoşuma gitti..(bu genellikle olmaz) ilkini izlemediğim film hakkında fazla yorum yapmak istemiyorum beğenenler olabilir şahsen ben filmden gördüğüm bir iki eski yüz dışında(tim robbins woody harelson..)hiç hoşlanmadım zaten müzikal türünü sevmeyen bi adam(kendimi kastediyorum)böyle filmlere giderse sonuçta beğenmez tabii....yinede mike myers gerçekten çok iyi bir performans sergilemiş ...üç ayrı rolde gözükmek oldukça güç olmalı...tabii.. miniminin cazibesi yeter...onu da unutmamak lazım ama ben hala neden hiç konuşmadığını anlayamadım....herneyse vaktiniz ve paranız batıyosa benim gibi gidin görün...kahpe bizansı izlemeden bunu izlerseniz aklınızdan şüphe edrim...yinede sizlere iyi seyirler...bana en sevdiğiniz 10 film ve 10 yönetmeni maillerseniz sevinirim...ankete ne kadar fazla katılım olursa o kadar objektif bi sonuç çıkacaktır...Jack_@muhabbet.net
    Puan: 5
  • Altıncı His - The Sixth Sense

    shyamalanın altıncı hissine güvenin

    oturup bütün yorumları keyifle okumak isterdim ama saolsun arkadaşlar döktürmüşler....belkide banayazacak bişey kalmadı okuduklarıma bakarak hiç kimsenin filmin sonundan bahsettiğini sanmıyorum ve merak etmeyin bende bahsetmiyem ama keşke sadece izleyenlerin okuyabileceği bir sayfaya yorum yapabilseydim...eğer yukarda birkaç yazıya göz attıysanız film hakkında iyi kötü bir fikriniz vardır..ama hala eğer izlemadiyseniz en yakın sinemaya koşup izleyin çünkü yakında sırrı herkes öğrenince rtık saklaması daha zor olacak...bazı arkadaşlar filmin sürpriz finale kadar sıkıcı olduğundan bahsetmişler ben katılmıyorum yönetmen shyamalan hayran olduğu exorcist kadar etkili sahneler kullanarak gerçek bir korku filmi çıkarmaya çalışmış...yeryer çok başarılı olduğunu söyleyebiliriz...üzerinde oldukça kafa yorulmuş titizlikle işlenmiş bir senaryosu var sixth sense in...sözü fazla uzatmıyorum film hakkında söyleyebileceğim en önemli şey...fight club un gerilim soslusu diyebilirim ama şiddet yok...bu benzetme aslında bir ip ucu sayılabilir ama zaten sanıyorum bu yazıları buraya kadar okumuş birisi mutlaka filmi izlemiştir...çünkü iki ay öncesinden muhteşem bir finali olduğunu duyduğum bu filmin hakkında hiçbir yazı hiçbir fikir edinmemek için zuxxinin bu sayfasına bile göz atmadım olurda birisi finali anlatırda büyüyü bozar diye....eminim sizde aynısını yaptınız...yazımın bu kadar aşağılarda yer alması pek hoşuma gitmiyor ama sixth sense de kayıtsız kalmak istemedim...küçük dev oyuncu haley..de kısacık boyundan küçük yaşından çok daha büyük bir iş çıkarmış...bruce willis için yorum yapmaya bile gerek yok ..eğer herhangi bir filmde adını duyuyorsanız mutlaka izleyin...yönetmen syhmalan ismini ise mutlaka bir yere not edin...yakında tekrar görceksiniz bruce willis ile beraber.....coming soon listemde merakla beklediğim bir film daha eksilmiş oldu kalanlar..green mile..any given sunday...being jhon malkovich...jean of arc...stigmata...ve summer 2000 in bombası mission impossible-2......yakında sinemalarda.....
    Puan: 9
  • Derin Karanlık - Pitch Black

    fazla bir beklentiniz olmasın....

    david n.twohy u arrival (evrenin sırrı)filminden tanıyanlar...pitch black de aradıklarını bulmuştur eminim ..derin karanlık başta riddick rölünde vin diesel(er ryan daki caporzo)sağlam fakat star olmayanlardan oluşan oyuncu kadrosu ile türün meraklıları tarafından kayıtsız kalınmayacak bir film...pek çok felaket filmi izledik..örümcekler...arılar...karıncalar...fareler dünyayı istila ediyordu..burda ise starship troppers dakine benzer yaratıklara karşı üstelik farklı bir gezegende yapılan mücadeleyi izliyoruz...efektler biraz sırıtsada yönetmenin başarılı kurgusu renk ve çekimlerin uyumu farklı bir gezegen atmosferi vermeyi başarıyor hatta öylekiii oyuncuların atmosferdeki oksijenin az olduğunu göstermek için gösterdiği çaba gerçekten görülmeye değer...başta ah mary vah mary den hatırlayacağınız bu filmde bambaşka rölüyle(keith david ..imam)son derece başarılı ...american filmlerindeki bu islam propagandası oldukça ii bi gelişme bence...eee benden bu kadar merak ettiyseniz filmi izleyin derim...düşük bütçeyle kotarılmış kaliteli olduğuna inandığım bir film derin karanlık.....herkese ii seyirler...
    Puan: 7
  • Korkunç Bir Film - Scary Movie

    sizin seviyenize oturuym.....

    abi bu filme ne maksatla gidiyonus ki ben çok seviyesiz buldum ii yoğunlaşamamışlar senaryo üzerinde.. bilmem ne falan filan geyiği yapıyonuz.... bir kere filmin erkeklere hitap ettiği kesin beğenmeyenlerde zaten bizim kibarlık budalası kızlarımız...... madem iğrenç di de ne.b.kuma izledin demezler mi adama.. benim izledğim sinemada kızlar sinemayı ilk yarı bitmeden terketti.. alınlarından öpmek lazım... beklenen de buydu zaten ama... siz onca argo espiriyi kaldıramadığınız halde izledinisss.... erkekler bu filme bayıldı.. kırıldı gülmekten çünkü biz buyuss kızım... dünyaynın neresinde olursa olsun.. ister türkiye ister america insanların ortak komedi anlayışı bel altında odaklanıyor... şimdi amerikalı sana politik bi espiri yapsa bişey anlıycakmısın.. yani.... maalesef bizim bu bel altı espirileri konusunda zaafımız var ve ister istemess gülüyoruzzz... gülmedim diyenlere zaten kesinlikle inanmıyorum bi insan ortada hiçbir sebep yokken bile biri karşısında gülüyorsa gülmeye başlıyor kaldıki senin karşında dev perdede kayıtsız kalamıyacağın espiriler dönüyor.... ve sende sözüm ona gülmüyosun... sen onu benim külahıma anlat.... herneyse yinede beğenenler beğendi beğenmeyenlerede 3 milyon girdi... ben paramın karşılığını aldım ve gülme krizleri salya sümük kasıklara giren kramplar vesaire olayları yaşadım... yaşayamayanlar ve seviyeli komedi arayanlar ramazanda kahvehanelerdeki karagöz oyunlarını izlesin....:-)
    Puan: 10
  • Kapışma - Snatch

    KAPIŞMA HEDEFİNE ULAŞTI.....SEYİRCİSİDE KAPIŞIYOR

    guy ritchi filmleri artık seyircinin ilgisiz kalamıycağı filmler oldu... tanıyanlar vazgecemiyecek yeni tanıyanlar bayılacak.... işinde usta olduğunu önce madonnayla evlenerek daha sonrada biri birinin ikiz kardeşi olan iki filmle sinema sektöründe kendine kolay kolay yıkılmayacak sağlam bir yer edinmiş oldu... lock stock... snatch e göre bir ilk olduğundan kimilerine göre ilk film daha cazip gelebilir.. oysa dikkatli bir izleyiciyseniz aslında öyle olmanızda gerekmiyor... yönetmen araya bir karbon kağıdı koyup biri diğerinin ikizi filmler çıkarmış... hatta filmlerin aynı sinopsis le yazılmış olabileceğini bile düşünüyorum... aslında benim için hangisinin daha ii olduğu önemli değil... ikisini de izlerken büyük keyif aldım... lock stock dan sonra yönetmenin bir sonraki filmini merakla bekliyordum... simdide bir sonraki filmi merak ediyorum ama merak ettiğim ne konusu nede oyuncular ne de olsa aynı klişeler merak ettiğim yönetmenin görüntü estetiği.... snatch den bir sahne eminim sizde unutmadınız.... tavşan ve iki köpeğin kovalamaca sahnesiii... guy ritchi siz kalmayın...
    Puan: 9
  • Ölümsüz - Unbreakable

    shyamalan bir ekol dur....

    kimse bana kızmasın madem yorum yapıyoruzzz...siz beğenmemiş olabilirsiniz..tabii...benim açımdan unbreakable..;öncelikle sinemasal açıdan..kamera kullanımı..kurgu..senaryo..ve oyunculuk olarak bence kesinlikle kusursuz...(tabii anlayana)..filmde tanımamız gereken 2 temel 2 de yan karakter var...temel karakterler gerçek yaşantımızad olduğu gibi iki iyi dostu...ama aynı zamanda iki ezeli rakibi..anlatıyor..yan karakterler ise..arada sırada kişisel meselelermiz yüzünden ihmal ettiğimiz...oğlumuz veya eşimiz....(bruce willis in olduğu gibi)...bizden bu karakterleri yeterince tanımamız isteniyor....bu amaçla her fırsatta onların kişisel yetenekleri test ediliyor...bruce willis ın kazadan sağ kurtulması..halter kaldırması...v.s....diğer tarafdan samuel.j jackson un doğumundan itibaren hastalığı nedeniyle yaşadığı zorluklar anlatılıyor.....iki karakterinde filmin sonuna kadar seyirciye tanıtılma çabası filmin bizce absürd sonu için bir kılıf oluyor....birkaç örnek verecek olursak...filmin giriş sahnesinde americada her yıl satılan çizgi roman sayısı üzerinde duruluyor....ve ciddi rakamlar öne sürülüyor...bu derece çizgi roman satılan bir ülkede bööle olaylar normaldir....yaklaşımı sağlamak amacıyla...çizgi roman fanatikliği her fırsatta dile getiriliyor...samuel jackson da filmdeki rolü gereği....sakatlığı nedeniyle dünyadan ve insanlardan kendini soyutlayan ama diğer tarafdan normal insanlardan bazı üstünlüklerinin olması gerktiğini düşünen bir psikopatı canlandırıyor....öyleki filmin sonunda yaptıkları ile yüzde yüz ölümü hakeden jackson.a bruce willis bile acıyarak...ne yaptın..böyle...diyebiliyor...seyircide ise acıma ve kızgınlık arası bir duygu.......diğer tarafdan bruce willis insanlardan farklı olmanın verdiği bir huzursuzluk...içinde aile ilişkilerinde huzursuz..günlük yaşamında ise her sabah üzgün uyanan ama yinede bunun nedenini bilmeyen jackson ın karakterine tam zıt (olması gerektiği gibi )..bir rolü canandırıyor....filmin sonunda iki karakterde hayatının anlmını buluyor...kendilerince doğru olanı yaptıklarını düşünerek...altıncı his ile tartışmasız hollywood un en son bombası shyamalan...su an için bile bir ekol durumunda yaptıkları ile insanları...kendisini anlayanları en azından mahcup etmedi..altıncı his düzeyinde olmasada yine toplumda bireyin yeri konusunda....profesyonelce bir ders çıkarmış...biz zaten bunları biliyorduk demeyin...ellerimizi sürekli yıkamamız gerektiğini de biliyoruz...ama hangi sıklıkla yapıyoruz...?
    Puan: 8
  • 15 Dakika - 15 Minutes

    psikolojik. baskı...ya seveceksiniz...yada nefret edeceksiniz.

    İzlemeyen okumasin

    film kabaca ilk yarıya (filmin 10 dk arasına)kadar sıradan ..yani bildiğimiz polisiye türü devam ediyor... de niro aslında kendisinden bekleneni daha doğrusu filmde de nirodan beklediklerimizi göremiyoruz.. daha fazla aksiyon daha fazla heyecan gibi... bu arada manyak ikili emil ve oleg rüyalar ülkesi americanın cazibesi altında.. biri hayali olan yönetmenlik yapabilmek için herşeyi göze alırken diğeri para uğruna en iyi dostunu öldürecek kadar çılgın... bu iki adam new york ta elini kolunu sallıyarak suç işlerken zamanla new york ta suçlu olmanın dürüst vatandaşlar olmaktan çok daha ii olduğunu görmeye başlıyorlar... zaten bu suçlu olmanın dayanılmaz cazibesi... o kadar iyi bir meziyet olarak gösteriliyorki... hem halk hem medya hemde yasalar daima suçlulardan yana gibi bir imaj verilmeye çalışılıyor... bu gelişmelerden sonra... filmin tamamını anlatacak değilim... bu giriş kısmı zaten malumunuz.. sıradan gelişmeler... daha sonrası filmin ikinci kısmı... beklenmedik bir olayla yani denir o nun ölümüyle adeta inanılmaz sert bir darbe oluyor... yani filmin alışageldiğimiz başrol oyuncusu filmin sonuna kadar ölmememsi gerekirken çok acı bir şekilde göz göre göre can veriyor.... seyirci bu aşamada... filme olan inancını kaybediyor.. yani bundan sonra ne olabilirki sorusu akıllara geliyor... bu anda yönetmen herzfeld... seyirci üzerinde oluşturabildiği psikolojik etkiyi konuşturuyor... ve filmin temel direği yıkılsada filmin yıkılmadığını edward burns ün başarılı performansı ve süper ikilinin şöhret hırsıyla kanıtlıyor... seyirci de nironun ölümünden sonra yeni kahramanlar arıyor... ve burns bu aşamda devreye girerek... filmi kotarıyor... açıkcası kendi adıma de niro öldüğünde film benim kafamda bitmişti ama sonuna doğru adalet yerini buldu ...ve bende yaşadığım psikolojik deneyimle sinemadan çıkınca arabamı bulamadım...:-p..eee bu kadar laf ..... bu film neyi anlatıyor..? bence şu... medya bazen 15 dakikalık şöhretleri öylesine yüceltiyorki... insanlar bu yolu hem şöhret hem de para kazanmak amacıyla kullanıyor.. diğer tarafdan medya başarılı bir polis olan eddi (de niro)..yi öylesine göklere çıkarıyorki...bu tip manyaklar için açık hedef haline getiriyor... zaten medyanın bu durumu en iyi top story programının sunucusu tarafından açıklanıyor... başarılı bir polis ve iyi bir arkadaş olan eddi nin ölüm görüntülerini yayınlamak istemezdim.. ama bunu neden yaptığımı sorarsanız.. gazeteciyim ve bunu yuapmaya mecburum..... bu sözler zaten medyanın yargısız infazlarına... halkı yanlış yönlendirmesine en iyi örnek.... diğer tarafdan amerikanın adalet sistemi de yerden yere vuruluyor.. ve o tür bir adalet sisteminde suçlu olmanın normal insanlar gibi dürüst olmaktan çok daha iyi olduğunu her fırsatta vurguluyor.... 15dk.. da şöhreti yakalayabilirsiniz.. ama bu sizin ölüm fermanınızda olabilir... itfaiye dedektifleri sağolsun... bir diğer yorumu da bu!
    Puan: 8