zuxxi.com//sinema|geyiks

Kedü

  • Bridget Jones'un Günlüğü - Bridget Jones's Diary

    Hayal kırıklığı

    Fragmanlardan ve daha evvel filmi izlemiş olanların söylediklerinden dolayı beklentilerim azıya çıkmıştı film hakkında. Renee Zelweger (böyle mi yazılıyordu?) Jerry Maguire'dan beri ilgimi çeken bir insandı, bu da umutlarımı yükseltiyordu. Gittik, ne oldu? Rene Zelweger karpuz gibi olmuş, şişmiş. Ben onu ince ve narin sevmiştim halbüki. Espriler güzel olmuş ama ben gülemedim nedense, sanki çok ince bir espri yapılmışta ben salakmışım, anlamamışım gibi hissettim bütün film boyu. Bridget dışındaki karakterlerin çok karaktersiz, çok kötü işlenmiş olduğunu düşündüm. Sonuç olarak hayal kırıklığıyla ayrıldım sinemadan, sevmedim sevemedim...
    Puan: 6
  • 13. Savaşçı - The 13th Warrior

    Tipik

    İzlemeyen okumasin

    Kısaca konusunu özetleyelim evvela filmimizin. Bir yerde kötü adamlar var,diğerinde kötü adamları kesmesi gereken adamlar var.İyi adamların hepsi ayı gibi. Bunların arasına bir de kuğu lazım gerek diyorlar,ve dünya ulusları içerisinde kuğu nüfusu en düşük araplardan,bir arap buluyorlar. Bu Arap pilavı eliyle yemiyor,pilav yediği eliyle skini kaşımıyor;yani Arap standartlarına göre oldukça zarif.Böyle bir Arap vardı çünkü bana anlatılan.Pis herif... Herneyse,sonra bu herifler gidiyor kötü adamları kesiyorlar falan feşmekan.Ben sıkıldım oralarda,alıp götüremedi beni,daha çok bu Arabı düşündüm ben. Sonuçta yukarıda verilmiş konu bir filmi sürükleyici kılacak kadar zekice,yönetim zekice olmayan bir senaryoyu götürecek kadar kıvrak değil.Dolayısıyla filmimiz tam anlamıyla bir fiyasko-hatta benim gibi frpsever-kolay gaza gelir biri için bile. Böyle düşündüm ben...
    Puan: 5
  • Başka Bir Dünya - The Sweet Hereafter

    İlk Yazmanın Dayanılmaz Gururu

    Filmi çok uzun zaman evvel izlemiştim. Bilmem yararlanabileceğiniz bir yazı yazabilir miyim? Exotica baygınlıklar geçirtmişti bana. Zaten sıkılgan bir insanevladıyım. Bu filmden de sıkılacam herhalde diyerek geçmiştim ekran karşısına, mosmor oldum çıktım. Şimdi hatırlamıyorum fazla, ama filmin daha evvel hiç bir filmde raslamadığım kadar somut bir hüznü var diyebilirim. Aradan iki sene geçmiş olmasına rağmen çok enfes bir müziği olduğunu ekleyebilirim. İnsanın genzini yumrukla tıkayan birkaç sahneden dem vurabilirim. Ama hiçbirini yapmıyorum, onun yerine bitiriyorum yorumu.
    Puan: 8
  • Büyük Lebowski - The Big Lebowski

    This is what happens when you fuck a stranger in the ass!

    İzlemeyen okumasin

    "İ don't like to face problems head on. İ think the best way to solve problems is to avoid them. This is a distinct philosophy of mine. No problem is so big or so complicated that it can't be run away from" * -linus- Amin! İşte Dude'un bütün hayat felsefesi,"Oh,fuck it!"lerle kastedilen anlam.Sisteme,öfke duyduğumuz şeylere,isyan ettiren yaşama biçimimize verilen cevap: "Oh,Fuck it!" Ama gerçekleri sevmese de,kendi halinde yaşayıp beladan uzak dursa da,Dude sonunda gerçeği bulmak için kafa yoruyor ve hesap soruyor.Ve işin arkasında bütün iki yüzlülüğüyle tekrar sistem çıktığında ve Dude elleri kolları bağlı isyan edemez hale geldiğinde: Oh,Fuck it! Umut verici mi?Bilmem...Ama hayat Dude için devam ediyor... Not*:Kısaca çevirmek gerekirse "Problemlerle yüzleşmeyi sevmem.Bence sorunları çözmenin en iyi yolu onları görmezlikten gelmektir.Bu benim hayat felsefemdir.Hiçbir sorun kendisinden kaçılamayacak kadar büyük veya karmaşık değildir." Linus ise Charlie Brown'un çizgi filminde sırtında battaniyesi ve parmaklarını emen yetişkin bir çocuktur.
    Puan: 10
  • Ejderin Öpücüğü - Kiss of the Dragon

    Karateyi Severim

    Karate filmleriyle büyüdüm zira. "No Retreat No Surrender" izleyip yıllar boyu Bruce Lee'nin ruhunun öte dünyadan bana Kung-Fu öğretmek için inmesini bekledim, gelmedi. Karate-Do kursuna gidip 1 ay sonunda pes etmiş arkadaşlarımdan "Yavaş çekimde atılmış yumrukları karşılama" yöntemleri öğrendim. Zira normal hızda gelen yumrukları kendileri de karşılayamıyorlardı. "Van Damme mi döver,Bruce Lee mi?" tartışmasında Jackie Chan'i savunan tek kişi oldum, rüzgara karşı kürek çektim. Kuma bir çizgi çizdim. İşte böyle adanmış bir karateseverim. Ama ben bu filmi beğenmedim! Bir insan gözleri çekik diye karşısındakini öldürmek zorunda mıdır?Öldürdükten sonra kayıtsızca ve çaktırmadan, panik yapmadan yoluna devam etmek ajanlığın şanından mıdır? Jet Li uçabiliyor kaçabiliyor diye senaryodan imtina etmek mübah mıdır?Ben şahsen hiç anlamadım bu herifler neden öldürdü birbirini. Artislik diye yorumladım. Ayrıyetten Bridget Fonda yaşlanmış çok, yakıştıramadım yaşlılığı kendisine. Hem madem yaşlandın, karate filminde konu mankenliği, sosyal mesaj orospusu olacağına kalburüstü bir yapımda olgunluğunu göstersene be ablacım? Cevap hakkı doğdu Bridget Fonda'ya, hodri meydan diyorum...
    Puan: 3
  • Piyanist - La Pianiste

    Rahatsız olmadım, hadi bakalım!

    Evet, çok iddialı bir başlık oldu bu film için. Özellikle benim gibi sinemayı kaçış olarak gören, gerçekliği sevmeyen insanlardansanız oldukça huzursuzluk verici. Normalde rahatsız koltuklu sinemalarda bolcana kıpırdanırım, koltuklardan gıcır gıcır sesler çıkar. Gayri ihtiyari bir götü rahatlatma hareketidir bu; ama diğer yandan filmin içine kıçımın acısını farkedemeyecek kadar giremediğimi, filmin kötü olduğunu gösterir (film beğenmede ölçütüm kıçımdır demeye getiriyorum, ama üsturuplu bir şekilde anlatamıyorum) Bu filmde hiç acımadı, veya ben farketmedim. Zira perdeye, anlatılanlara çakıldım kaldım, tokatımı yedim, döndüm... İzleyünüz!
    Puan: 9
  • Cesur Yürek - Braveheart

    Cesssur Yürek

    Ben aslında birçok açıdan kendime benzetiyorum William Wallace'ı. Bende çok iyi dövüşürüm, bende kahraman ruhluyumdur. Liderlik vasıflarına sahibim. Gözüm karardığı zaman benim için intikam namına kan dökmek mübahtır, hatta sevaptır. Savaş yaşayamadım ama maçlarda filan suratımı tuttuğum takımın renkleriyle süslerim. Bakışlarım delicidir (arkadaşlar beni Julio İglesias'a benzetir, bence daha çok Enrikoya benziyorum). Bence de ingilizler ırsiyet icabı ibnetordur. Maç için buraya gelip kıçlarını açtıklarında farkettim ben bunu. O anda ateşe veresim geldi otobüslerini... Özellikle prensleri benim gibi erkeklik timsallerinin, John Wayne muadillerinin yanında kıvrak ve yılışıktır bu habis milletin. Sadece prenslerinin ibneliğini aleme göstermek için kırkı çıkmamış rahmetli karımı düşünerek Fransız dilberleriyle sevişirim. İdam sehpasında işkence görürken götüm tutuşmaz, tutuşsada gelecekte filmimi çekenler tutuşmamış gibi gösterir, karizmam sarsılmaz. Bu kadar çok ortak yanım olan bir adamın hikayesini izlerken ruhuma ayna tutulmuş gibi hissettim,"işte sanat böyle birşey!" dedim,filmden çıkar çıkmaz "oooeeeeyyhtt,hayatım boyunca izlediğim en güzel film,böylesi görülmedi!" diye çığırdım...
    Puan: 6
  • Esaretin Bedeli - The Shawshank Redemption

    Beklenti

    Bu filmin reklamı starda ilk verilmeye başlandığında daha haberim bile yoktu varlığından.Filmi izlemiş insanların galeyana gelmesi,filmin ne kadar muhteşem olduğunu anlatmasıyla gaza geldim. O zamanlar,kısa hayatları boyunca fazla iyi film izleme bahtına sahip olamamış gençler olarak sinemada izlediğimiz her filmden hayatımızın tecrübesini yaşamış gibi çıkardık. İşte bu kalibredeki arkadaşlarımın gazıyla ekran karşısına geçtiğimde,açık konuşayım,hayal kırıklığına uğramıştım... Evet,karşımda akıcı,dramatik,çok güzel bir hikaye vardı;ama nerde ağlamamak için deriiin derin nefes almalar,gözlüğü düzeltme hesabına yaşları temizlemeler,gaza gelip cihada kalkma isteği,veya şen kahkahalar? Bunları bekliyordum ben... Yine de güzel bir film bu yahu.Keşke daha güzel olsaydı ama...(Ne salak bir laftı lan bu?)
    Puan: 8