zuxxi.com//sinema|geyiks

post

Galaktika

Her bi haltı hatırlamışsınız, itaatkar Galaktika personeli Bumer'ı hatırlamamışssınız. Zenci diye mi dışladınız garibi? Emirleri yerine getirmekten başka hiç bir suçu yoktu, yine de yaranamamış işte nankör Türk seyircisine... Yazık!

Mercimekli Günler

Mercimek programını Ayşe Baysal diye bi kadın sunardı ve mercimek dışında hiçbir gıda maddesini adam yerine koymaz, bunu da alenen belli ederdi.

Şeker Kız

TV'de öpüşme görmek hala tabuydu o zamanlar; düşünün o TRT ki, Terry ile Candy'nin ateşli öpüşme sahnesini kesmeyerek yayınlamış, ufacık çocuklara ani şok yaşatmıştır.

Köle İsaura

Benim hiç anlayamadığım şey Isaura'nın alabildiğine şehla gözlerine rağmen "güzel" adledilmesidir.

Sayarak Anlatanlar

Bir de "sonuncusu (üçüncüsü, beşincisi her neyse işte) vee en önemlisiii" diyenler vardır. Abi madem en önemlisi niye "bir" numarayı ona layık görmüyorsun??? Sorarım sana!

Hayvanseverler

birde "hayvan sevmeyen insanı hiç sevemez" geyiğini yapanlar vardır ki sanırım hayvan sevmeyenler için en büyük infiali bu laf yaratır.

Yedi Kardeşe Yedi Gelin

Bu dizide anne ve babaları olmayan yedi erkek kardeş vardı ve her ne hikmetse bunlar aynı evde yaşıyorlardı. Sadece en büyük abi evliydi ve onun karısının adı da (diziden hatırladığım tek isim bu) Hannah idi. Bir de en küçük kardeş rolünü o zamanlar harbiden küçük olan, allah rahmet eylesin, River Phoenix oynuyordu. İsmine bakıp, dizi ilerledikçe her bir kardeş evlenecek sanmıştık, ama nafile! Haylaz herifler zavallı Hannah'yı hizmetçi gibi kullanıp, sefa sürmüşlerdi.

Jefferson Ailesi

Süper bir diziydi. Star TV'nin ilk açıldığı yıl, haftaiçi "Çocuklarla Evlilik" dizisiyle dönüşümlü yayınlanırdı. Newyork'lu, acaip aksi, zengin ve beyaz düşmanı zenci bir adam ve onun en az kendisi kadar komik ailesini anlatırdı. Zenci adam çok ufak tefek olduğu için en harbi espriler onun kısa boyu ile ilgili olanlardı. Bir de, allah kimseye vermesin, ukala ve patronuyla sürekli dalga geçen bir hizmetçileri vardı. Bu dizi de Türkçe dublaj tarihinin başarılı bir örneğidir. Bay Jefferson'ı Rüştü Asyalı seslendirirdi.

Banker Kastelli

Bir zamanlar Türkiye'de banker modası vardı; bu bankerler garibanların paralarını toplayıp, kısa sürede ülkeyi terkettiler. Banker Kastelli bunların en meşhur olanı ve aynı zamanda en çok götüreniydi. Gitmeden önce ise bu naçiz reklamı armağan etmişti. Zamanın meşhurları oynar, bir kaç değişik senaryoda şu tip bir şarkılar söylerlerdi: Deney yapan bir Prof. (Orhan Günşiray): biraz ondan biraz bundan! Öğrencisi (İzzet Günay): aman hocam patlar matlar Prof: İşte sonunda buldum Bir kadın (Selma Güneri Laboratuvara saygısızca girer): Ben de güvenli bir yol seçtim! Hep beraber: BANKER KASTELLİİİİİİİ

Nena

Bu alemde kimse zavallı Nena'yı hatırlamaz mı??? Bir zamanlar pop müzikte "Alaman Ekolü"nü temsil ediyordu. Tiftilmiş saçları, parlak taytları ile almanca şarkılar söylerdi. En meşhuru "99 Ballons" diye bir şarkıydı. Bateristi olan sevgilisinden sakat bir çocuğu olduğu rivayet edilirdi. Kim bilir ne oldu şimdi onlara?

C.C. Catch

Zannımca Almandı bunlar. Kedi gözlü bir kadın solistleriydi. Ama C.C.Catch bu kadının mı yoksa grubun adımıydı, bu sorunun cevabı bugün bile bilinmez. "I can loose my heart tonight" diye bir şarkıları vardı ki toplumumuzun onları tanımaları bu şarkı vasıtasıyla olmuştur. Muhtemelen 86'yı 87'ye bağlayan yılbaşı gecesinde.

Sandra

Bu hatun da Almandı, "Maria Magdalena" diye bir şarkısıyla meşhur olmuştu. O zamanlar bu kadına da kısa süre içinde "süper star" muamelesi yapılmıştı (posterini astığımı hatırlarım yoğun bir utançla) lakin parlaması ve sönmesi bir olmuştu. Yalnız, teee 86mıydı neydi, İzmir'de Afrika açları için "Live Aid" taklidi bir konser yapılmıştı da ona gelmişti, pek sevinmiştik.

Gülşen Abi

Gülşen abi toplumumuzun "müzmin bekar " diye tabir ettigi cinstendi. Gerçi nişanlısı (Nilüfer Açıkalın) vardı amma, nişanlılık durumu da müzmindi. Gülşen abinin durumu aslında klasik "anne manyağı olmuş tek erkek çocuk" durumuydu. İşte onu bu hale koyan anneyi Leman Çidamlı, yani bilinen tabiriyle Nöriye Gantar oynardı, çok da güzel oynardı.

Gökben

Pop müziğe "Türkçe sözlü hafif müzik" dendiği yıllarda gayet meşhurdu Gökben. Civciv sarısı, tas modelinde kesilmiş, kahküllü saçları vardı ki bugün bile aynı modeli korumaktadır o saçlar. Gökben'in en önemli özelliği söylediği hiç bir şarkının kimse tarafından hatırlanmamasıdır. Hatırlayan varsa beri gelsin.

Asu Maralman

Hatırlayan çıkarsa gerçekten bahtiyar olurum. Dimağımda yer etmiş bir kadın şarkıcıdır, ama bir tek şarkısını dahi hatırlamıyorum. Doğumu 1973'ten önce olanlar bilebilir bu kadını. Siyah-beyaz TV yayınlarının vazgeçilmez simasıydı, ancak TRT'nin renkli yayına geçmesiyle esrarengiz bir biçimde ortadan kaybolmuştur.

Wind of Change

Millet bu şarkıyla romantik anlar yaşardı ama kimse bu şarkının gerçekte Sovyetler Birliği'nde o zamanlar Gorbacov sayesinde yaşanan değişimi anlattığı gerçeğini bilmezdi ya da bilmezden gelirdi.

Bir Başka Gece

Tanrım beni baştan yarat diye bir köşesi vardı, Neslihan Yargıcı "tarz" yaratacam diye benzetiyordu insanları birer birer!