Sensible Soccer
Amiga'nın amiga oldugu dönemlerde daha installmuş, grafik kartıymış, çözünürlükmüş dertleri yokken takardık disketi, saatlerce oynardık sensible'ı. Oyundaki en dandirik takımlardan da olsa galatasaray ve fenerbahçenin bulunuyor olması, mahalle arkadaşlarının birbirlerini düzenli ziyaret edip, oyunu oynamaları icin yeterli bir sebepti. Orta sahadan gol atmaya vakıf becerikli insanlar ilah olarak değerlendirilir öte yandan hep gol olan bazı kombinasyonlar hile sayılıp yasaklanırdı. Ah ahh ne günlermiş bea!
DeepBLuE

"Duyarlı futbol" diye isim mi olur lan?
Ama biz de az sabahlamadık hani başında...
caponsever

Michael Salla (salladım) adlı yıldız oyuncumun topu bırakıp burnunun dikine gitmesine sinir olurdum. Ama o hep giderdi. "Yatarak-kayarak" (Show Radyo'ya selam!) müdahale yapan adamlar sanki muz kabuğuna basıp da düşmüş gibi olurlardı. Uyduruk oyundu ama zamanının en iyisiydi vesselam.
Mobutu_Seseseko

Sonra sensibılcılar anladılar iş tutuyo world of soccer çıkmıştı. Bütün abidik gubidik ülkelerin ligleri vardı, kadrolar da hemen hemen kusursuzdu. Lig kurup oynanabiliyordu (oynandı da.. toplu halde oynanan o ligler kaç kişinin ders notlarını spor toto misaline çevirmedi ki..). Menejerlik ya da teknik direktörlük fonksiyonları da olan bir şaheserdi. Goller güzelse kaydedilebiliyordu bilgisayara, sonra arkadaşlar gelince "bak olm ehehe" diye hava atılabilsin diye. Gollerini diskete kaydedip arkadaşına veren adam gördüm.
Nedense her şeyin zor olanını yapmanın marifet benimsendiği dünyada San Marino'dan takım çıkartıp şampiyonlar ligi şampiyonu olmaya çalışmadık mı? Kabahat kimdeydi?
Damaged

o sene galatasaray'dan yollanmıştı elvir bolic fakat sensible kadrosunda vardı adı; tugay kerimoğlu yoktu oyundaki takımda. ben de her maçtan önce oturur elvir bolic'in adını tugay kerimoğlu diye degiştirirdim üşenmeden. ve bir de galatasaray'da bi adam zenci olarak gözüküyordu, onun ten rengini ekseriyetle değiştirirdim yine maçtan önce. bu arada türk milli takımında rıza, orta sahadan en kolay gol atabilen topçuydu.
dirty

Çıkartan firmanın ismi Sensible Software'di ve oyunlarına bir isim bulamadıklarından (Lan hakkaten ne isim konur ki futbol oyununa?) "Sensible Soccer" demişlerdi. Sonra bir de "Insensible Soccer" çıkmıştı. Yani "mantıksız futbol" gibi bir şey. Sahaya patlıcanlar domatesler çıkar onlar top oynardı.
Aytuğ

Topa vururken değilde vurduktan sonra dilediği yöne falso vermek gibi bi yeteneği vardı değerli futbolcularımızın.
Eddie Vedder

Her sezon bitişinde bütün ligleri, disketin tıkırt dıvvvtt sesleri arasında yarım saate yakın zorunlu izletmesi işkenceydi. İşte o zaman Amiga'nın monitörünü televizyon olarak kullanırdık, işkence bitince haydi tekrar sabaha kadar kariyere devam...
spart

Futbolcuların fiyatları olurdu.En pahalıları 15 milyon dolarla Maldini, Romario ve Shearer dı.Türklerin fiyatları hep düşük olurdu ama sezon içinde futbolcunun formuna göre fiyatı artar, satılır, yerine başkası alınırdı.Bazen de altyapıdan futbolcular gelirdi takıma.Bunların isimleri ligteki diğer futbolcuların isimlerinden montajlanmış uydurma isimlerdi.Abdullah Özdilek, Abuzer Madida gibi.
kazz

Çok güçsüz takımlar hariç hemen hemen her takımda 3 tane yanında yıldız olan oyuncu vardı. Yıldız demek güç, teknik ve hız demekti.
Ama anlamadığım şey sadece Benfica'da 4 tane yıldızlı oyuncu vardı.
GLooM

tam 12 dakika sürüyo hatırlatmak isterim...
CALIBRA

Yanlarında yıldız olan versiyon 94'e kadar olanlardı. Sensible bir ilk daha gerçekleştirerek 94 ten sooraki versiyonlarda 3 harf uygulamasına geçti. Bu harflerin her biri bir özellik belirliodu Örneğin: VSC (Shooting, Speed, Ball Control)
'96 versiyonunda Galatasaraydan Yusuf Altuntaş (aslında tepekule ama yanlış yazmışlar) Türkler arasında en çok parası artan adamdı. (2 sezon içinde 650K'dan 1,3 M'ye). Ben Juve'nin başındayken Del Piero'yla 20 Milyon gördüm yemin billah...
Ayrıca belli sayıda sezon geçtiğinde memleketinize göre milli takıma çaarılırdınız. Tüm kadroyu siz seçerdiniz. Ama çok sıkardı paso şampiyona elemeleri, friendly maçlar filan...
Sensible'da sevmediğim adamlardan gerçek hayatta da nefret ederdim. Sevdiğim adamları ise her zaman kollar "olm iyi kumaş değerini bilmiolar" diyerek destek çıkardım...
CALIBRA

Takımdan kovulacağımı anladığımda (örn: borç 10 milyon ve üzeri) en pahalı adamlarımı teklif gelen orta düzeyde bi takıma satar, yeni sezonda oradan devam ederdim careerime...
CALIBRA

Kick Off »
zuxxi.com | Geyiks Arşiv