Belediye Otobüsleri
Tekli koltuklarda oturuyorum ve iki üç kişi ayakta kalmış. İçimden; neyse ki gençler, diyorum. Ve otobüs hareket ediyor. Dua ediyorum. Her durduğumuz durakta strese giriyorum. Otobüsün girişinde beyaz saç görünce veya "Evladım" sesini duyunca terler akıyor sırtımdan. Çünkü oturan tek genç benim.
Yaşlı geliyor ve yanımda duruyor. Orta yaşlıların pis ve nefret dolu bakışları arasında uyuma numarası, hasta numarası yapıyorum, göz göze gelmiyorum. İnsanların hep benim hakkımda , Ne yüzsüz genç, saygı diye bir şey kalmadı, diye konuştuklarını düşünüyorum. Yaşlılar bindikten bir iki durak sonra 'DURACAK' düğmesine basınca içimi bir sevinç kaplıyor, rahatlıyorum. Ama bazen 40 yaş civarı bayanlar yer veriyim diye başımda durunca ve sürekli bana bakıp, bazen de fiziki temas yapınca sadece yer vermemekle kalmıyorum, içimden küfür de ediyorum. Çünkü yaşlı tiriplerine giren bu kadınlara gıcık oluyorum. Yanımda veya önde oturan bir genç yer verdiğinde ona içimden teşekkür ediyorum, ve bazen de yan koltukta oturan gencin yer vereceğini gördüğümde çevremdekilerin sempatisini kazanmak için; Aaa, buraya oturun isterseniz, deyip, kalkıyormuş numarası yapıyorum. Yaşlı, Yok evladım sen otur, deyince de keyifle tekrar yerime kuruluyorum.
Son durağa yaklaşınca sevinç ve rahatlık başlıyor, ve ben, asık suratlı orta yaş grubunun nefret dolu bakışları arasında huzurla ve vicdanen rahat olarak otobüsten iniyorum.
????

Otobüste cep telefonu sesi duyulunca herkes sağına soluna bakar, sonra birisi "Alo ne var!" deyince rahatlar. Hep de aynı geyikler yapılır:
"Herife bak be! Cep telefonu var, otobüse biniyo." Ya da, "Benimki değilmiş. Eheh. Benim de var da."
MUKO

İ.E.T.T Otobüslerinde Pencere Açma Ayrıntısı ve Fobisi

Allahım o ne korkudur öyle. En arkada güzel bir kız görür, binbir karizmayla arkaya doğru ilerlersin. Tam o sırada koltuğa rahatça kurulmuş olan yaşlı teyze sıcaktan bunalmıştır. Seni gözüne kestirir ve şöyle der:
Yavrum çok sıcak oldu. Sana zahmet şu camı açar mısın?

Başına geleceklerin farkında olduğun için teyzeye ölümcül bakışlar fırlatıp onu sindirmeye çalışırsın ama o yılmaz, bütün masumiyetiyle seni çaresiz bırakır. Ucundan, kıyısından, köşesinden tutarak camı açmaya çalışırsın, asla açılmaz. Kıçını yırtma ve otobüsün ortasında osurma pahasına asılırsın, ama ı-ıh, lanet cam açılmaz. Dönersin teyzeye, bütün nefretini kusarak, Sıkışmış teyze açılmıyo, dersin. O da sana; Peki yavrum açılmıyorsa önemli değil, der ama içinden; Amma da cılız oğlanmış, diye geçirmektedir.

Sen karizma sarsılmış vaziyette kızın yanından geçerken kafanı bile kaldıramazsın. Gerizekalı teyze günün içine etmiştir.
????

Durakta bekleriz, otobüs gelir. Çok dolu diildir. Bineriz, kendimize oturacak bi yer ararız. Acaba burdaki tek kişilik yerlere mi otursak, yoksa ortadaki bissürü kişilik yerlere mi. Şu arkadaki iki kişilik yerler?

Tek Kişilik Yerler
İyidir. Yanımızda okuyacak bişiler varsa en baba yerler orasıdır. Dışarıyı seyredersin. Ama yaşlı birinin yanına gelip dikilmesi işten bile diildir. Sen kalkıp yer vercen ya, kalkmak da istemiyon, baba gibi yeri bulmuşun.
Bazen şöyle oluyo: Ayaktaki diğer tiplerden biri senin oturmanı çekemiyo ve; Arkadaşım, bakar mısın! Bak teyze ayakta. Ona yerini verir misin? diyo. Allaaaa, sinir. Teyze de sana diil de ona, "Saol evladım" diyo ve sen yerin dibine geçiyosun. Eşşooleşşek.

Bissürü Kişilik Yerler
4'er tane karşılıklı, yanyana oluyo bunnar. Ama rahat diil. Dışarıyı seyredemiyon. Ayakta duranlar yoksa karşıdaki oturanlarla gözgöze geliyon. Gelmemek için gökyüzüne felan bakıyon. Hep de havaya bakıcak diilsin ya, biraz da yere bakıyon. En iyisi yine okuycak bişiiler bulunması. Yanına şişko birisi gelip seni sıkıştırabilir. Ama bir kızın gelip yanına oturması da muhtemel. Eğer bu yerlerin uç taraftaki oturaklarına oturmazsan ikinci şans biraz daha artıyo. Tabi birinci de.
Riski göze almayan kazanamaz.

İki Kişilik Yerler
Bunlar en baba yerler. Dışarıyı da seyredersin, okuycaanı da okursun. İç tarafa oturursan yerinden kalkma gibi bi olay da ortadan kalkar, yanına bi kız gelip oturabilir de. Bu kız gelmesi olayına çok taktım. Şimdi beklersin kız gelicek diye. Geliyolar, arkaya geçiyolar.
Bu da geçti. Alala. Niye oturmuyolar ya? İlerden bi tip geliyo, gravatlı falan, yaklaştı, evet, aha! Yanıma oturdu. Gıcık.
????

İstanbul'umuzun çılgın otobüslerine binerken herkesin akbili gururla; di-nu-nu ... di-nu-nu ... di-nuu (1 ve 2 öğrenci; 3, tam) diye öter fakat bazı mazlumların akbili "Daaaat" diye Nicholas Cage'in bile karizmasını yok edecek bir ses çıkarır. Bunun üzerine şoku atlatamayan göt arkadaşımız durumu kurtarmak için "Aaa! Bu ne zaman bitti? Yeni doldurmuştum" gibi bi kaç kelime ile çırpınır. Faydasızdır, acırım.
????

Otobüs fazla kalabalık değil ama oturacak yer de yok. Soora biri kalkıyo, yeri boşalıyo, üç kişi zalak zalak birbirine bakıyo ve tek tek hepsi şunu düşünüyo:
- Oturursam amma da meraklıymış oturmaya diicekler.
????

Okul çıkışı otobüs duraana giderken, uzaktan gördüün otobüsü yakalamak için koşarsan otobüs seninki değildir, koşmazsan seninkidir. Bu yüzden 20 dakka beklersin. Bir de, çıkışta eve değilde başka bir yere gidiyorsan normalde yirmi ila yirmi beş dakka beklediğin otobüsten 2-3 tane arka arkaya gelir, beklediğin gelmez.
????

Otobüs kalabalıktır ve ayakta gitmek zorundasındır. Ortalarda biyerlerde tavandan yere dooru demir bi çubuk koymuşlardır, herkes tutunsun ona diye. Hem üst demirdeki o sallanan şeylere tutunduunda dengeyi korumakta zorluk çekersin. Bu yüzden ısrarla uzun demir çubuua tutunmak istersin. Ama gelgör ki dallamanın teki oraya sırtını dayamıştır ve sana tutunacak yer bırakmamıştır. Orada sinsi sinsi bekler, öne meylettiği bir anda "Pat" diye tutunursun oraya. Sırtını tekrar dayadıında senin elin vardır, artık ordadır. Kıl olur ama bişi söyleyemez. Taraflardan biri ininceye kadar bu savaş sürer. Burnunu bile kaşımazsın bu süreç içerisinde.
töhmet

Hani otobüse binip üçlü oturaklarda karşılıklı otururken ister istemez karşındakini süzersin ya, bi de yakalanınca; "Hah. Ben sana mı bakıyorum? Hiç de bi kere, dışarı bakıyorum işte!" edasıyla çaktırmadan bir dükkan yazısını okuyomuş tiribi yapar, bi de utanmadan gözümüzü bile kısarız.
GracchuS

Dolu bi otobüsle yanyana yürümek nası bişey acaba? Özellikle de otobüs dolu, yürüdüğüm kaldırım boşsa. Trafik sıkışık, otobüs yavaş gidiyo. Ben de kaldırımdayım. Kaldırımın bittiği yerde, koca dümdüz bi duvar. Oh, tam perdede, sahnedeyim yani. Şindi camın kenarındaki dışarı bakan insanlar, hareket eden bişeyi görüyolar, beni. Ne yani, duvara mı bakıcaklar? İlla da bişeye bakılması gerekiyosa, ordan geçen başka biri, hatta duvarda afiş filan da yoksa, bakılabilecek en iyi şey benim. Nefis. Hiç görmedikleri bi insan işte. Aaa montu var! Aaa walkman dinliyo! Bak bak, elini cebine soktu! Benim onlara bakmıyacağımı bilip rahat rahat beni izleyebilirler. Ben nası bakiyimki, onlar 100 kişi. Onların bi tür; "Grup içinde bakıyor olma" gibi bi hakları var. Hem ben niye bi otobüsün içine bakıyım ki? Yürürken doğal olan önüne bakmak. Ulan amma yavaş gidiyo ha! Vay be, ne acayip, koca otobüsle ciddi ciddi yanyana gidiyoz.
????

Yav ben otobüste giderken, yanda mini etekle araba kullanan hatunlara hasta olurum. Yolculuğu kısaltır o güzide insanlar.
Ghostryder

Hani ön kapıda nerdeyse bit kadar bir yazı vardır "Binilir" yazar. Ordan binmeye çalışırsıın. Ama zaten otobüs tıklım tıkıştır. Binsen akordiyon kapının önünde kalırsın. Şöför kapıyı kapatmadan kendini içeri atıp elini kolunu sıkıştırmadan ayakta durmaya çalışırsın. En komiği de şöföre biletini attiğını göstermeye çalışmandır. Hani bak bu benim biletim, benim elim, ben atıyorum dercesine gözünün içine o kalabalıkta bakmaya çalışırsın. Daha sonra şöförün "gardeşim bilet bileeeettt!" diye bağırmasına maruz kalmamak için. Bir yandan da "zırnnn zııırrrn" diye bir ses gelir. İstanbul belediyesi dilinde bu, arkalara ilerleyelim, demektir. Ya da şöför sağlı sollu ilerleyelim gibi harikulade bir cümle kurar. Ulan tam bir çıtırın önüne denk gelmişiz bir de ilerlemek ne demek oluyor diye düşünmeyen erkek yok gibidir. Nafile ilerlersin. Üç durak sonra "inilir" kapısından uçbin kişiyi aşıp sağsalim inmek için. Ama eminim o özel halk otobüslerine binenlerin coğu amerikadaki herhangi bir eyalette düzenlenecek rodeo yarışmasında derece alması mümkündür.
WiseGuy

"BASAMAKTA DURMA OTOMATİK KAPI ÇARPAR"

Valla çarpıyo, yeminle yani.
barbha

Anaa bi de bakmışın ki bineceğin otobüs hareketlenmiş gidiyo. Hayatta trafiğin tıkanmasını istediğin yegane durumlardan biri. Amman bi tıkansa da otobüsüme yetişsem. Oh kırmızı yandı şimdi binerim. Ama kazın ayağı öle mi?

- Tık tık
- ...
- Şöför bey açar mısın?
- ...
- Açsana kardeşim!
- Durağa git.

Dümbelek adam bu da laf mı? En yakın durak 15 metre ve sen oradan geliyon. Diğeri 500 metre. Açsan nolur bee? Açmaz işte. Açmayacak. Güç gösterisi belki. İçinden diyor, "Kaderin benim elimde. Sınava yetişemeyeceksin, okul uzadı, geleceğin bitti, buluşmanı kaçıracan, kız arkadaşın seni terkedecek, işte hayata böle küstürürler adamı..."
Kimi de açar ama. İyi şöfördür onlar. Binilince teşekkür edilir.
İçerdekiler ne düşünür? Ben "aç" derim içimden ama "Kardeşim açsana, nasılsa duruyoruz" demedim, diyemedim. Başka kimsenin dediğini de duymadım. Bundan sonra arkadaşlar, bari diyelim, dedirtelim.
Hitachi

Binerim otobüse, yer vereyim mi vermeyeyim mi, diye bocalamamak için en arkaya dogru yürürüm ve ayakta takılırım. O da ne, bir kişilik boş yer var, hemde kız oturuyor yan tarafında. Bi kaç kişi daha var ayakta, hiçbirimiz oturmuyoruz, hani oturmaya meraklı degilim, güçlüyüm, ayakta sürdürürüm yolculuğumu hesabı. Vakit geçer, ayaktakiler iner, megerse hemen inecekleri icin oturmamışlar. Hala ayaktayım. Otobüs boşalmaya başladı ama oturmuyorum karizma sağlam. En sonunda kız da indi artık oturabilirim? Hayır! Madem ayakta başladın, ayakta gideceksin. Ve inene kadar ayakta dururum otobüsün yarısından fazlası boş olmasına ragmen.
Ulan ayakta durmanın karizması mı olur dingil? diyceksiniz ama otobüs yolculuğuma keyif kattı. Pişman değilim.
passport

"KAPILARA YASLANMAYINIZ" uyarısını, küçük bir p-r fermantasyonu(?) ile "KARILARA YASLANMAYINIZ" şeklinde yorumlayan afacan kent insanlarına saygılar sevgiler. Onlar bizim baştacımız.
tarkovsky

Bu belediye otobüslerine bayılıyorum abi. Şimdi itiş kakış yer kaptık diyelim. Oturuyoruz, inecegimiz yerden bir durak öncedeyiz. Şööle büyük bir zevkle düğmeye bakarım; bakalım hangi lavuk önce basacak diye. İnsanlar hep önceden kalkıp o düğmeye basar ya, büyük bir zevkle son saniyeye kadar beklerim. Adam icabında bir dakika ayakta beklemiştir. Benim yerime düğmeye basmıştır. Ohhh bense üzerinde kuluçkaya yattıgım koltuktan son saniyeye kadar kalkmam. Kıçımı koltuktan kaldırdıgımda Ankara'nın rüzgarını hissetmeliyim. Değil mi?
Nah

Otobüse bindin. Binerken de kırk kere baktın tabelasına. Evet. Oraya gidiyo işte. Numara da tamam. Yok ısrarla tabelayı arkasından okumaya çalışırsın. Özellikle hava kararmış ve iç mekan aydınlatma elamanları devreye girmişse. Bakarsın tekrar. Ha tamam. Doğru binmişim. Arkandan itelerler. Hadi be kardeşim. İlerle artık. Helalleş şu boşlukla. Geç ileriye de oradaki boşluğu doldur. (Sizde buradan tabelayı okuyacaksınız dimi, sizi gidi sizi)
getrow

Şoför koltuunun arkasında yazar:
ŞOFÖRLE KONUŞMAYINIZ!
La niye konuşiim ki elin adamıyla. Ne işim var? Git abi allanı seversen yaa.
popov

Otobüs viraja girdiğinde tuttuğum yere sıkıca sarılıp virajdan etkilenmiyormuş gibi yapmayı severim.
gezelimgörelim

Belki de benimki bi acaiplik. Otobüste insannar kalktıktan soona koltukta kalan kıç izleri bana komik geliyo. Amma da gocamanmış bunun küfe ha, diom.
ExcuseMe

ya bide şey var ona sinir olurum normal bi insan üçbin kişiyi aşmaya çalışırsa e kalabalık tabi geçemiyo denilir fakat hafif toplu biri geçemiyince ayıya bak o koca tötle geçemez tabi deniliyo adaletin bumu dünya
BuRsTFiRe

Kız arkadaşımla otobüs durağına gelirim. Bekleriz. O son bi iki dakikada mümkün olduğunca çok öpüşme koklaşma fırsatı yaratmaya çalışırım. Ama sonra otobüs gelir. Elimi kızın elinden çekerim gitsin diye. Ama gitmek istemez. Bekleriz yine. Herkes binsin, son bi 35 saniye daha yaşayalım. Otobüs iyice kalabalıklaşır. Sonra sevgili de biner otobüse, önce bi bakarım kimse yan gözle bakıyomu falan diye (türküz nede olsa) sonra yürümeye başlarım. Ama bi yandanda acayip kıl olurum. Şimdi ben önüme bakarak yürüyorum, kız arkadaşım otobüsten beni izliyo. Karizmayı sarsmamak lazım. Ama arada sırada ona da bakmak lazım mıdır acaba? Ama bi yandan yürüyüp bi yandan sevgiliye bakıp aptal aptal sırıtırsam soytarı olurum. Bakmassam da bi garip olur. Bi dakka önce beraberdik. Hay allah. Her gün kız arkadaşımı taksiyle metroyla falan yollamaya çalışırım bu yüzden.
eenjee

Her kalabalık otobüsün vazgeçilmez elemanlarından olan fortçular ile namuslu ve asabi insanların öyküsüdür bu. Kalabalık bir otobüste güzel bir kız demirlere tutunmaktadır. Otobüste bulunan, fortçu tanımlamasına uyan şahıs (gözünden tanırım) yavaş yavaş yaklaşır ve kadının arkasına dikilir. Otobüsün durup kalkmasından ve sallanmasından yararlanarak görevini icra etmektedir. Fakat aynı otobüsteki namuslu ve asabi arkadaş bunu görmekte ve sinir olmaktadır. Kız işin farkına varıp sağa sola kaçmaya çalışsa da nafiledir artık, fortçunun ağındadır. Asabi arkadaş kıvrak hareketlerle sıyrılarak kızla adamın arasına girer. Hem kızı kurtarmış olmanın, hem de etraftakilerin takdir dolu bakışları ve fısıldaşmalarının verdiği gazla seyahat etmektedir. Fakat bir ayrıntıyı atlamıştır, fortçuyla aynı durakta inecektir.
$im$ek

Tıklım tıkış otobüslerde biletçinin veya şöförün "Eeet beyler ilerleyelim arkaya. Bakın ortalar boş." gibi laflarından sonra kendine güvenen bir şahsın "Neresi boş be kardeşim? Nereye gidelim? Herkesi de almak zorunda değilsiniz ki!" şeklinde müdahale etmesi de güzeldir. Bütün otobüs içinden katılır bu düşünceye. Şöför pek uzatmaz meseleyi.
DeHŞeTTiN

belediye otobüslerinde merdivenle şöför arasında bi paspas olur deri gibi ve delikli. o paspasın bir deliğinde mutlaka bir 10 bin ya da 25 bin vardır beni hep sinir eder. neden çıkarmazlar ki onları?
Birisi_1

Otobüs felaket kalabalık...
- Kardeşim aynayı kapatıyosun!
Sessizlik. Otobüsün içerisine ilerleme isteği. 2 dakika sonra...
- Aynayı kapatıyosun kardeşim!
Sessizlik...
Ulan acaba aynayı kapatıyo muyum? Hay koyiim azıcık yürüyün be!
ancukkafa

Otobüsümüz ani bir fren ya da direksiyon hareketi yapar ve şöförümüz camdan kafayı uzatıp "Ulan..." diye başlayan cümlelerle başka bir aracın arkasından saydırmaya başlar. Bizim şöför asla haksız değildir, hep desteklenir, en iyi şöför odur. Ulan diğer şöför T.C (Coşkun değil, Trafik Canavarı) da bizim şöför Rahibe Teresa mı?
hollowman

bi yere gitçeksindir, bi iş için ama sana ters bi yerdir. oraya daha önce bi yada iki kere gitmişsindir ve tam olarak bilemezsin. gidersin otobüs durağına, başlarsın beklemeye otobüsü. gelir bi tane, "budur heralde" diyip binersin, artissin ya, sormazsın kimseye de. neyse başlarsın gitmeye en başta işler iyi gider, az biraz hatırladığın yollardan geçmesi sana "dooru otobüse binmişim, ulan ne hafızam var bea, bi kere gördüm mü hiç unutmuyom" tribi yaşatır ama biraz ilerde abuk bi yere sapar otobüs, sen hafif tırsarsın, yine de "du biraz daha bekliyim, güzergah değişmiştir belki" dersin. ama yok işte otobüs sapmıyo senin istediğin yollara, ilerleyen her dakika terler şakaklarından aşağıya artan bi debi ile akmaya başlar, dayanamaz sorarsın:
- Abi bu otobüs ombudsmançeşmeden geçiyo, di mi?
- Yok bu geçmez,'e binecektin onun için.
- Abi yaktın beni.
Şimdi bilet parasına mı yan, çevredeki kızlara "a salak yannış otobüse binmiş, bi de artis artis kasılıyodu, hıh" demesine mi yan sen seç. oysa ilk binerken sorsan dişin mi kırılır?
jupiterianvibe

Kış aylarında, hava soğuk olduğunda otobüslerin içini iğrenç bi deri kokusu kaplar. Dışarda, sulu karda ıslanmış deri bot ve ayakkabılar otobüs içinde durulması zor bi ortam yaratır. Buna ilave olarak hava soğuk olduğundan sarınmışsındır üşümeyeyim diye. Paltonun, kazağın içinde pişersin. Camlar kapalıdır, belli bi süre sonra nefes almakta bile zorlanırsın, çünkü 200 kişi bulunan otobüste oksijen kalmamıştır. Çok sürmez, şöyle bi ses yükselir otobüsün arka taraflarından :
"Arkadaşım, şu camı aralar mısın bi zahmet?"
Cam açılır. Bi süre sonra içersi soğur ya da ön tarafta bebekli bi kadın felan vardır ve derler ki camı açan adama:
"Donduk be abi, soğuk oldu, kapa şu camı, bak çocuk var önde"
O sırada camı açıp kapatan kişi olmak çok kötüdür. Ne yapsa yaranamaz o kişi otobüstekilere. Muhtemelen de içinden küfür etmektedir düştüğü duruma.
erdemetal

belediye otobüslerinde en gıcık durumlardan en gıcığı, hani durakta beklersiniz ve hınca-hınç bi dolu otobüsten sonra beklediiiniz otobüsün boş olarak geldiini görürsünüz ve doğal olarak derin bir "oh" çekersiniz. ama otobüse bindiinizde iş değişir. çünkü, herkes oturmuş ve sadece siz -tabiri caizse- "tuzluk" gibi ayakta kalırsınız. oturanlar size bakarlar ve içten içe gülerler belli etmeseler de. arada bir yanındakini uyandırıp: "bak ayakta kaldı salako" diye fısıldıycak kadar ileri giden densizler de yok deildir hani. çaresizce arkaya geçer ve birinin erken inmesi için dua etmeye başlarsınız. ama nafile. bindiğiniz duraktan sonraki duraklardan binen biri, ön koltukların boşalmasıyla size ikinci darbeyi vurur. ve yine o densiz bu defa yanındakini uyandırıp; "bak yine oturamadı bizim salako" diye fısıldar. çok üzücüdür çook!
Suyu_Arayan_Adam

Otobüse binersin, malum telefonlar kapanacak. İndikten sonra kaldırıma ayak bastıın anda çıkartırsın teknoloji harikasını, açarsın yazarsın pin kodunu ve elinde döndürerekten cebine sokarsın. O ne güzel duygudur ööle.
CALIBRA

sırada beklerken otobüsteki boş koltuk sayısını, sonra da önünüzdekileri hesaplarsınız.
Gurcell

Belediye otobüslerinde ön kapının olduğu bölüme bir sürü insan dikilince ön kapıdan binmek isteyen zavallı başaramaz bunu, orta veya arka kapıdan biner ve biletini bi zahmet göndermemizi ister. Hatta akbil teknolojisi çıktıktan sonra biletin görevini akbilin aldığı da olmuştur.

Bu insanlara çok acırım. İçinde onlarca kişiye zahmet verdiği için olan eziklik vardır, bi de extradan topluluk pskolojisinden yararlanıp elemanımıza "kimsin lan sen?" gibilerinden bakışlar fırlatan tipler onu otobüse bindiğine pişman eder.
NoNeeD

Ben en çok, otobüs durağına doru giderken, otobüs yanımdan geçtiğinde hemen acele etmeyip yavaşca koşarak otobüsün kapanmak üzere olan kapısına otobüs hareket halindeyken binmeyi severim. hem böylece içerdekilerden gizli bi takdir toplarım. kimse bi şey demez ama içlerinden herife bak rambo gibi yemin olsun dediklerini duyar gibi olurum.
creepy^-

"Tutamakları tutun!"
Gayet sert ve orjinal bir emir şekli. Peki baba tutalım.
LaFigaro

otobüs kalabalıksa ve ben girişi göremiyorsam akbillerin sesine göre kaç öğrenci kaç normal vatandaş olduğunu sayarak oyalanmaya çalışırım.
Gianluca

uzun boy ve kısa otobüslerin dışa çıkık lambalarının etkileşimi bir kafanın ve bir de lambanın kırılması şeklinde sonuçlanır genelde.

bi de bacakların koltuk aralarına sığmaması olayı çok gıcık verir. her iki olayda da otobüsü üreten firmaya sövülür.
burnhead

"Tehlike anında El Ele çeviriniz"... Çok sinir bi yazıdır. Bu levhanın üzerinde kolun çevrileceği tarafa "El" yazılmıştır. Fakat bu yazıyı dizayn eden inek öyle bir yan yana getirmiştir ki "El" ile diğer yazıyı, okudukça kulaklarınızdan duman çıkar: niye el ele çevircez, yalnız çeviremiyoz bu mereti dersiniz.
barend

Akbil makinasının üstüne plastik gül yapıştıran ve bismillahirrahmanirrahim yazdıran şahsiyetler heralde sadece bizim yurdumuzda vardır.Ey güzel yurdum insanı , ne güzel yaratmış seni yaratan..
MoNtReaL

okula giderken o kadar hesaplayıp evden çıkmama rağmen gelmez bir türlü çift katlı otobüs. ama kırk yılın başı besiktaş'a gitcem ya, beklerim durakda, aha! nanik yapa yapa geçiyo çift katlı. aha aha, bi tane daha! kıl mısınız kardeşim? kasten mi yapıyonuz?
sutas

boyası dökülmüş demirleri tutmak elde kötü bi koku bırakır. sevmeyiz.
kazz

o demiri eğer biraz önce başka biri tutmuşsa, tuttuğu yer sıcak olur, elimizi biraz aşağı ya da yukarı kaydırırız.
keyser_soze

Biletli otobüslerde parasını önceden hazırlamayıp da, tam biletçinin önüne geldiğinde tıngır mıngır cüzdanını açıp, milleti arkasında bekletenlere kafa atasım gelir.
rea

Eğer otobüste pencere kenarında oturuyorsak ve akşam vakti ise, dışarıya baktığımızda pencereden otobüsün diğer tarafından yansıyan manzara ile bizim tarafımızdaki birbirine karışır.
caponsever

bu yansımayı kullanarak kesişmek de ayrı bi zevktir.
GSTKP

eğer kışsa, otobüse yeni binmişsem, hele bi de dışarının soğuğu beni dondurmuşsa oturcak yer olsa bile, otobüsün içinden geçen egzosun yanına giderim. o ne büyük bir zevktir öyle. yolculuk boyunca dayarım sırtımı egzosa, ısınırım, mayışırım, fakat inince baya bi üşürüm. olsun değer buna.
zopik

Otobüslerde bu cep telefonu kapatma dalgası çıktığından beri sorumlu vatandaş oldu herkes. Birinin telefonu çalınca herkes birden ona bakar "Yuh öküz kapatmamış" filan diye o da telaşla "Abi ben seni ararım" filan diyip kapatır. Bi cık-cık-cık sesi yükselir vatandaştan. Bi tane dallama ordan ögrenemedik medeniyeti filan der. Bi tanesi bu yurtdışında olsa acaip cezası varmış der. Gıcık olurum ben, size ne lan demek isterim, diyemem.
zozombo

Cep telefonlarının açık olmasının kabil olduğu otobüslerde bu teknoloji harikası çaldığı anda sesini senden önce duyan insanlar olabiliyor ve başlıyorlar bir telefona, bir sana bakmaya. Ne zaman ki duyuyorsun, o zaman o "yes" tuşuna basmak için hamle yapıyorsun. Ancak o senden önce duyan sanki o telefona senden daha çok cevap verme hakkı varmış gibi sürekli telefonla konuşmana bakıyor, konuşman bitene kadar da seni izliyor.
Hemen yanındaki insanın telefonunun çalmasını hiç istif bozmadan karşılamanın da ayrı bi karizması vardır, ayrı bi konudur.
Baltazar.

Amiyane akbil sesleri arasında farklı bi ses çıkarttırıp tüm otobüsün dikkatini çekmeyi başarıp "ne bakıyosunuz ya?!" diyemeyip
a) Akbilin önüne, arkasına bakıp "Allah Allah" diyenler (cidden :))
b) Sanki akbili bi arkadaşından ödünç almış gibi "Ulan senin vereceğin ak..." diyip inenler!
Hepinizi biliyorum. Bi daha yapmayın.
Baltazar.

Akbili basarsın makineye ama kontörün bittiğini belirten o iğrenç ses çıkar. Otobüsün içine bakarsın. Allahım! Herkes sana bakmaktadır. Rezil olup inersin, gidip akbili doldurtursun. Geri gelip akbili bastığında "Yaa beni hatırladınız mı? Ben demin o kontörü olmadığı için hor gördüğünüz kişiyim" şeklinde bakışlar atıp yerine oturursun.
BenYazdım

Otobüsle bir yerden bir yere gitmeye çalışırken dışarı bakıp hızla akan vitrinlerdeki yansımadan kendimi görmeye çalışırım. Önce otobüsü görürüm, sonra kendimi aramaya başlarım. Genelde her şey eğri büğrü görünür. Eğer yakalarsam kendimi mutlu olurum.
tashtego

otobüse binerken benden önce binen çıtır bi hatunun akbilinden öğrenci sesi duyduğum zaman sevinirim. sonra da nerede okuyor acep diye kara kara düşünüp ipucu elde etmeye çalışırım
İsildurun Varisi

Belediye otobüslerinin camlarının üzerinde şu yazı hep vardır: "Oturan yolcu adedi : 48 - Ayakta yolcu adedi : 180". Oturan yolcular tamam ama ayakta kaç yolcu binebildiğini hesaplamak için nasıl bir teknik kullanıldığını merak eden haklı çoğunluktan birisiyim. En kötü ihtimal diğer belediye şoförlerinin otobüse tıkıştırılarak sayım yapılması, ama olmaz öyle şey.
BenYazdım

Misafirlik »
zuxxi.com | Geyiks Arşiv