Mahalle Maçları
Mahalle maçlarında başka hiç bir resmi müsabakada rastlayamayacağınız kurallar ve terimler vardır. İşte bazıları:

3 KORNER 1 PENALTI: Hepimiz biliriz işte; kornerler kullanılmaz, her takım kazandığı 3 korner için 1 penaltı kullanır. Penaltı hakkının sayılması ise "Penaltı 1 ... Penaltı 2" diye eşşekler gibi anırılarak yapılır.

ATAN ALIR SIPOR: Mahalle maçları genellikle caddelerde yahut bahçelerde yapıldığı için topun kaçma olasılığı olan çok yer vardır. Top bir yere kaçtığında topu kaçıran takımın karşısındaki takım hemen, "Atan alır sıpor." der. Top onların sahasında auta çıkmış olduğu halde karşı takım topu almak zorunda kalır. Hemen akabinde aralarından en sempatik olanı, "Olm atam öldü topu alamaz." esprisini patlatır. Herkes deli gibi güler. Topun alınmasıyla oyun yeniden başlar.

ELİN AVANTAJI OLMAZ: Takımlardan biri ataktadır. Defans oyuncusu topu elle keser fakat pozisyon devam eder ve gol olur. Golü yiyen takım el var diye mızırdar. Karşı takım, "Avantaj olm." der. Hemen akabinde kaleci "Ulan elin avantajı olmaz." diye haykırır. Bir yere varılamaz. Kısır döngüdür.

ADAMIN GOL DİYO: Gol atılır fakat yiyen takım saymaz. Hep bir ağızdan "Direk ulan." diye anırmaktadırlar. Fakat içlerinden biri, "Gol abi." der. Karşı takımdan bunu duyan biri direk atlar ve, "Ulan adamın gol diyo." diye serzenişte bulunur. Gol sayılır, adam dövülür.

ABANMA YOK: Genelde küçük çocuklar arasında yaygındır. Kaleciler abanma yok derler. Aralarından yaşça büyük olanı "Lan karı mısınız." dese de abanma olmaz.

GÖNÜL ALMA: Büyüklerle küçüklerin ortak oynadığı maçta büyüklerden biri gaza gelip küçük bir çocuğa sert girince direk penaltı olur. Nerede olursa olsun. Küçük çocuk sevilen bi simadır ve faulu yapan abidir. Penaltı kullanılır, genelde gol olmaz çünkü kalede bir ayı vardır ve penaltıyı atan küçük çocuktur.

KALECI DEĞİŞTİN 2 PENALTI: Herhangi bir penaltı pozisyonunda kaleye hemen forvetin etkili silahlarından biri geçmek ister çünkü o her mevkide iyidir. Buna karşılık karşı takıma teselli olarak ekstra bir penaltı verilir. 1+1=2.

3 KERE SEKTİRME: Kaleci degaj kullanırken eğer yanında bir rakip forvet varsa topu 3 kere sektirir ve, "Açılsana ulan üç kere sektirdim işte." der, rakip açılır.

Ne keyiflerdi bunnar bea. Bak gözlerim dolu dolu oldu.
kezzap

Çift penaltı sisteminde eğer birinci penaltı kaçarsa ikinci şans vardır ama gol olursa ikinci şans kullanılamaz. Bunun mantığını hala çözebilmiş değilim.
ironbird

Bazen top insanın pek münasip olmayan bi tarafına gelir, herkesin reaksiyonu aynıdır: "İşe işe!." Uygun araziye çiş edildikten sonra maça devam edilir.
pookeer

Mahalle maçlarında her zaman saçı ince telli ve uzun olan kişiler vardır. Bunlar geriden topu alıp bütün güçleriyle ileri koşarken kafalarını ileri doğru atarlar. Amaç gol atmak ya da rakibi çalımlamak değil, saçların rüzgarda ahenkle dans etmesini sağlamaktır. Bu kişiler büyüyünce Fenerbahçeli İlker gibi olurlar.
lowrider

- Avut be oğlumm avut
- Kasti faul yapma lann
- Direk abi direk, valla gol diil
- Abi siz çok güçlü oldunuz ya, Behçet'i bize verin, Necati'yi siz alın
- Ahh bacağım, annem anneeem
- Top benim oğlum, istediğimi oynatırım
- Beşte devre onda biter
- Santra yapın lan santraaa
- Şahsi oynama oğlum pas ver
- Abanma beee
- Yuhhh o da kaçar mı
- Hakeme gözlüüük
- Ortanı göriyim
cHaInSaW

Top zırt pırt araba altına kaçar. Böyle durumlarda, sahadaki en çelimsiz ve en hop-zıp kişi, en iri yarı kişi tarafından topu almaya gönderilir. Arabanın altına kaçan toplar tam ortasında durur bazen, kimse yetişemez oraya. Bu sefer taş atma ve sopayla itekleme faslı başlar. Arabanın egzosuna vurulan birkaç darbeden sonra top yuvarlana yuvarlana çıkar bir taraftan; artık koşarak maça geri dönme zamanıdır.
WhiteSaint

At bakiim aabinin kıllı göösüne...
Ya ne iirenç bişiiydi bu. Sen takımını kurmuşsun, paşa paşa maçını yapıyosun. Muhtemelen yaşça ve boyutça senden büyük olan eleman damlar, bu gereksiz cümleyi sarfederek maça dahil olur, tadımızı tuzumuzu kaçırır.
grhn

GOL DİİL OLM BEL ÜSTÜ
minyatür kale maçlarda elle tutulmasına engel olunmak için getirilmiş bir çözümdür ancak bel üstü gibi kişiden kişiye değişen ve ispatı zor bir kriter getirdiği için nice kavgaların çıkmasına, nice başların yarılmasına sebep olmuştur.

iyi güzel de bütün bu kavramlar kitabı olmadan, televizyon olmadan nasıl herkes tarafından bilinebiliyo? ben diyorum ki gizli bi örgüt var, her mahalleye bi adam gönderiyo bilmemkimin amca oğlu olarak (bilmemkim de örgütten). sonra mesela hem gol hem penaltı olunca ağızlara kolayca yerleşecek "giren gole penaltı olmaz" cümlesini söylüyo, pozisyon geçiyo, çocuk evine dönüyo ama ifade baki.
unsteady

oynayacak kişi sayısının tek olması ve kimsenin oyundan çıkarılarak kalbinin kırılmak istenmemesi durumu sözkonusu olur sıkça. bu durumda futbol kariyeri en berbat durumda olan fasulyeden tabiri ile adlandırılarak birinci devre bi takımdan ikinci devre bi takımdan oynatılarak ufacık yüreklere ve beyinlere adaleti yerine getirmiş olma duygusu zerk edilir. akşam herkes eve gidip yattığında da hep o günkü maçı, varsa attığı golleri, kaçırdıklarını, bir sonraki maçlarda yapmayı planladığı hareketleri hayallenerek uykuya dalar. bu planlanan ama becerilemeyen hareketlere girmiyorum. ben mahalle maçı kurallarının nasil bilindiği sorusuna ise kalıtsal diyorum.
totient

Bazen küçükler kendi aralarında oynarken eli torbalı bi iş dönüşü adamı maça dalıp topu küçüklerin ayağından alır ve aptal aptal şeyler yapmaya başlar. Eğer adam yetenekliyse bi iki numara yapıp çocukların aklını alır. En sonunda topa hızlıca vurur. Çocuklar topu yakalayamaz ve top uzağa gider. Eli torbalı iş dönüşü adamı yaptığı ufak atraksiyondan mutlu bir halde evinin yolunu tutarken çocukların "hay .mına koyiim, top ta ebesinin .mına gitti, kim alcek lan topu?" dedikleri duyulur.
A.B.

ELDEN GOL OLMAZ: Paşa paşa oynuyoruzdur, adamın tekinin eline çarpar top, biz dikeriz topu, hemen bi mahalle maçı oyun kuralları uzmanı pörtler oradan bi yerden ve der ki, "Elden gol olmaz"! Ulan niye olmasın hasta mısın sen? El kararı verilmişse, bunun sonucu frikiktir. Herkes de kabullenmiştir elden gol olmayacağını, hatta baraj bile kurulmazdı bazen. Ben de büyüyünce öğrendim elden direk kaleye çekilip gol atılabileceğini. Öğrendim de ne oldu, o caanım frikikler geri mi geldi?
cacophony_kerem

Kumsalda oynanan maçlar genellikle topun denize kaçması ve maç içinde yorulan kişinin denize atlayıp topa ulaşıp, topla beraber yüzmeye devam etmesiyle sona erer. Herkes denize girer ve "Şampiyon Fener!" diye garip garip bağırır. Nedense de hep Fener diye bağırılır.
tetenek

"üç adım açılmak" denen olayı atlamak senelerini betonda top oynayarak, dizinde o çok derin olmayan ama sürekli yanan yaralarla dekore eden biçok mahalle topçusunu üzecektir. top frikik noktasına dikilir ve rakip barajın üstüne doğru adeta onnar orda diilmişçesine yürünür. kocaman üç adım atılır ve baraj göğüsle itmek suretiyle uzaklaştırılır. adımların büyüklüğünden şikayet edenler iki kere "o-ha" der.

penaltı vuruşlarında en bıçkın forvet oyuncusu sahne alacağından kalecinin gözü korkar. hemen içi rahatlatılır: "korkma olm, teknik vurcam".

mahalle maçlarında rastlanan pekçok tatsız durumdan sadece biridir kalecisizlik. herkes kendisini ispatlamak ve golleri yağmur edip yağdırmak istediğinden kimse kaleye geçmeyecektir. adil düzen ilk "kalede son" diye bağıranı kayırmaktadır. hemen arkasından gelen "son bir", "son iki" gibi çığlıkların sonunda artık son kaç olduğunun bir önemi kalmayan ağır kanlı arkadaş kaleye geçer. kaleci gerek iki golde bir, gerekse dakka ayrıyla eldivenleri bir sonraki arkadaşına teslim edebilir. nizam böyle emreder.
U-96

arkadaşın biri iyi orta gol getirir diye bağırır o da iyi bi orta yapmaya çalışır ve ortasını yaptıktan sonra düşer. arkadaşın dizi kanıyodur ama farkında deildir birisi ordan olm dizin kanıyo der ve olan olmuştur dizi kanıyan çocuk ağlamaya başlamıştır.
YouKnow

ATAN GALİP : Mahallede iyi fitbol oynadıkları bilinen çocukların uzun çabalar sonucu biraraya toplanarak oynadıkları ve kavgasız gürültüsüz çok zevkli bir şekilde devam eden maçlar bir türlü bitirilemez. Maç çok çekişmeli devam ettiği için sürekli uzatılır ve sonunda hava kararmaya başlar. İşte bu noktada annesinden dayak yemekten korkan bir kısım çocuklar pürüz çıkarıp ben eve gidiyom artık, annem merak eder diyince maçı o şekilde bırakmak istemeyen diğer çocuklar hemen ATAN GALİP kuralını uygulamaya koyarlar. İlk golü atan maçı kazanmış sayılır.

NOT: Bu uygulama yıllar sonra UEFA tarafından da pek beğenilerek GOLDEN GOAL adı altında avrupa kupaları finallerinde de uygulamaya koyulmuştur. Darısı diğer kuralların başına.
doMi

Yahu arkadaşlar durun bi, japon kale oyununu nasıl unutursunuz. Hani herkesin kendi kalesi olur da, herkes birbirine gol atmaya çalışır ya. Sonra da herkes kendi skorunu, artı başkasının skorunu aklında tutar da, matematiksel hafıza gelişir, ülke ilimde ve bilimde ilerler. Bu arada niye capon kale derdik hala anlamam.
siyetil

Capon kale unutulur mu? Top bayaa uzaa gider sonrada biri durun getiriyim der, herkes bekler. Soora uyanık eleman birinin kalesinin tersten içinden geçer ve hop! bir topuk darbesi ve gol! Genellikle sevilen birine yapıldığında sayılmaz, gıcık gidilen birine yapıldığına sırıtarak onaylanır.
JoeJoe

top bacakların arasından geçtimi esprili şahsiyetlerin hepsi bir ağızdan "eee namus gitti ehuehu" deyu sesleniverirler.
ne biliim

Topun namustan gecmesi ile yenilen gollere de beşlik denir. Bazı yerlerdeki arkadaşlarımız bu lafı atılan golün beş gol sayıldığına yorarlar. Yiyen taraf itiraz eder kavga çıkar. İtidalli arkadaşlar hemen santra yapar oyun başlar.

Kaleye gecme prosedürü "gol atan kaleye" şeklinde belirlendiyse forvet isteksizleşir. Oyun içinde bunun doğru olmadığına kanaat getirilince dakika tutulma prensibi esas alınır.

Eger saha yol kenarındaysa top da yola kaçmışsa top bi o arabanın altına bi bu arabanın altına yukarı aşağı gider gelir. Topu almak için vazifelendirilen şahsın şebek gibi topu takip etmesinden sonra bi şekilde top geri kazanılır ve oyuna devam edilir.

Bir de 10'da bitecek maçta skor 9-9 olursa 11'e 10-10 olursa 12'ye uzar da gider.

Maç içinde top patlarsa topun sahibi "Topumu alacaksın" diye patlatanın ensesinde boza pişirir. Ben daha alanını görmedim. Hey gidi heyy.
Hitachi

En çok "Ent Var!!! Ent Var!!!" çığlıklarını hatırlarım sokaktan gelen.
beter2000

Topun balkona kaçması olayı vardır ki, çeşitli durumlara göre çeşitli reaksiyonlar doğurur.

Eğer top futbolu seven, çocuklara sevgi ile yaklaşan bir amcanın evine kaçtıysa, hemen koştura koştura zil çalınır, balkona çıkan amcadan top istenir, ve amca yüzündeki o büyük gülümseme ile balkondaki topu çocuklara atar, çocuklar sevinir.

İkinci durumda ise top aksi, gudubet bi amcanın balkonuna kaçar ki, kimse topu istemek için zile basmaya yanaşmaz. Bu durumda amcanın akrabası olan, yoksa komşusunun çocuğu olan, o da yoksa mahallenin akıllısı, çalışkanı diye imaj yapmış olan ve maçlara seyrek katılan çocuk görevlendirilir. Amca homurdanarak da olsa topu atar, "Bir daha olmasın" uyarısını yapar.

Sonuncusu ve en kötüsü topun kaçtığı balkondaki amcanın almancı olması, yazlıkta veya almanya'da olması durumudur. Bu pozisyonda hiçbir şansınız yoktur. Genellikle topu balkona atan çocuk ağır hakaretlere maruz kalır, bir iki depik yer, paralı biri ise yeni top aldırılır, degilse herkes evlere dağılır veya kaldırıma dizilip takımın futbol geleceği üzerine planlar yapar. Takıma topu olan bir çocuk transfer edilmesi çözüm yöntemlerinden biridir.
siyetil

penaltıyı standart olaraktan maçtan önce "ilk penaltı benim" diye baıran veya penaltı olduğunda "birinç" diye atılan kişi atar, onun hakkıdır. opsiyonel olarak, penaltıyı yaptıran atar. bu olay demokratik, birbirinin hakkını yemeyen mahalle takımlarında görülür. ha bide 3 korner bi penaltı olayı vardı onda da tercihen 3. korneri yaptıran atabilir.
vegas

Üçüncü korner olduğunda rakip oyuncu daima ikinci olduğunda ısrar eder. Penaltıyı kazanacak takımın oyuncusu başlar üç kornerin de oluşumunu anlatmaya.

Minyatür kale maçlarda kale boşaltılır, penaltıyı kullanacak adam sırtıni döner ve topuğuyla atmaya çalışır.
CONRADINE

Karşı takım oyuncusu topa vurduğunda top çok üstten auta çıksa bile kaleci ellerini kaldırarak ben deymedim gibisinden trip yapar. Hatta bazen kaleye yakın defans oyuncusu da yapar bu tribi.
rude

herhangi bişey olur da oyun durursa, nebiliyim birisinin annesi çağırır yada yukarda bahsedildiği gibi büyük biri gelir oyuna karışırsa, oyuna yeniden başlamak için herkes aynı yerine geçer ve "sen orda değildin iki adım daha gerideydin. hayır lan burdaydım işte." gibi laflar duyulur.
kaysfantolga

Binbir güçlükle biriktirilmiş parayla lastik top alınırken çok dikkali ve titiz davranılır. Toplar teker teker döndürülerek havaya atılır, yamuk olup olmadıklarına bakılır. Bu seçimde topun rengi de önemli rol oynar.
TSuBaSa

Maç başlamadan önce yapılan hazırlıklar da en az maç kadar ilgi çekicidir, biraz ondan bahsetmek niyetindeyim.

Herşey topla kendi aralarında oynayıp birbirine çalım atmaya çalışan bikaç velede, karizmatik bi abinin tok sesiyle seslenmesiyle başlar: "Tutun lan topu, maç yapçaz". Veletlerin bazıları pek sallamazlar onu ve fütürsuzca devam ederler oyunlarına, bunun üzerine organizatör abi bizzat gidip topu alır ve koltuk altına sağlamca yerleştirir. Herkesi de etrafına topladıktan sonra takım kadrolarını oluşturma işlemine geçilebilir. Rakip takımı oluşturması için futbolu taktir gören yaşça büyük birini görevlendirir. Her ikisi de teker teker ordaki çocuklardan birini kendi takımına seçecektir. Fakat ilk kimin seçeceği tartışma konusu olacağından çoğumuzun aşina olduğu "Aldım verdim ben seni yenmeye geldim" metodu ile bu problem kolaylıkla giderilebilir.

İki takım lideri birbirlerinden 8-10 metre uzaklaşıp sırayla (her kelimeye bi adım denk gelecek şekilde) birbirlerine doğru hareket eder. Fakat burdaki adımlar öle bildiğimiz yürüme adımı deildir. Öndeki ayağın topuğu arkadakinin burun kısmına gelecek şekildedir. Buna tam adım ismi verilir. Çocuklar birbirine doğru yaklaşıp mesafe kısaldıkça yarım ve çeyrek adımlar dediğimiz adım şekilleri devreye girer. İşte burası tamamıyla çocuğun becerisine ve tecrübesine kalmış ustalık gerektiren kısımdır. Bu adımları öylesine büyük bi dikkatle harmanlamalıdır ki sonuçta karşı takım liderinin ayağının üstüne lap diye indirmelidir son adımı. Yarım adımda iki ayak 90 derecelik açı yapacak şekilde, çeyrekte ise bir ayağın burnunun diğerininkine dokundurulması ile (break dansta var buna benzer bi figür, anlatamıyom şimdi çok zor) oluşturulur.

Neyse, sonuçta çocuklardan birisi ilk seçme hakkını kazanır. Tabiki seçim hakkını mahallenin en süratli, yetenekli forvet oyuncusunu seçerek kullanır. Bu şekilde yetenek sırasına göre çocuklar birer birer takım kadrolarına dahil olur. Seçilenler, seçilmiş olmanın verdiği gurur ve sevinç ile diğer takım arkadaşlarıyla kaynaşıp kendi aralarında şebeklik yaparlar arkada. En sona mahallenin pısırık, yeteneksiz ve yaşça küçük veletleri kalır seçilmeyen. Bunların "beni de al, beni de al" dercesine mel mel bakışları yürek parçalayıcıdır. Yeteneksizliklerinin bu kadar açıkça yüzlerine vurulması bana çok gaddarca gelmiştir.

Takımlar tamam ve bikaç eksik dışında muhteşem bir maç için herşey hazır. Bu eksiklerden en büyüğü kalelerdir. Bunun için bir adam görevlendirilir ve sahanın büyüklüğüne göre, birbirinden 4 ila 7 adım uzaklıkta iki taş kümesi ayarlayarak iki kaleyi de oluşturur. Kalelerin aynı büyüklükte olması için ikisinin de bu kişi tarafından oluşturulması çok büyük önem taşır. Genelde kalelerin çok büyük olduğu gibi bir itiraz gelir ve takım liderleri aralarında bir mutabakata vararak ideal ölçülere getirirler. Kaleler oluştuktan sonra oyunda tatbik edilecek kurallar birisi tarafında yüksek sesle deklare edilir: "5'te devre 10'da biter, hem kaleci hem oyuncu yok, elden gol olmaz, arabanın altı taç, 3 korner bi penaltı... vs. vs." Herhangi biri çoğunluk tarafından uygun bulunmaz ise, genel istek doğrultusunda ortak bir karara varılır. Takımlar kendi içinde, yerleşim düzeni, kalecinin kim olacağı veya kaleci rotasyonunun ne şekilde sağlanacağı gibi konuları da çözüme kavuşturunca hiç bir eksik kalmaz.

Böylesine kusursuz bir maç ortamı hazırlandıktan sonra herkesin sabırsızlıkla beklediği süper maç başlayabilir.
Satanik

bir de sorunlar var idi bu maçlarda. mesela lastik top delinirdi ama çözümü basitti. evvela delik elle tutulur, sonra üstüne ıslak sabun sürülürdü. topun havası giderdi biraz ama gene de idare ederdi bir zaman.

teyzeler, amcalar rahatsız olaraktan "gidin aşşaada oynayın" derlerdi. aşşaa giderdik. bu sefer aşşaadaki teyzeler "gidin yukarda oynayın" derlerdi. ulan zaten yukardan geldik bea. en sonunda bir yer bulur ve ne olursa olsun orada oynardık. çok kızan sevimsiz teyzeler üstümüze su dökerlerdi ve biz de sıcak yaz günlerinde "ohh ohhh serinledik" deyu sevinirdik ki ne hoş anlardı onlar.

heyttt bee! çocuklardık, parlak yıldızlardık o vakit! başına buyruk kıçına kuyruk yaşardık!
deve

Takımlar seçilirken en iyi elemanlar önce gider ve sona 3-4 kişi kalır. Esasında kimse onları almak istemez. Genelde onlar takıma alınırken şu sözler söylenir:

- Ben Cemal ve Kerim'i aldım yamalık olarak (Buradaki yamalık kelimesi Cemal ve Kerim'in hayatında bir yara izi bırakacaktır.)
- Ooooo sen Cemal'i aldıysan siz bir kişi eksik oynuyonuz demektir. Cemal bizim gizli eleman, sizin takımda direk kendi kalesine atar golleri. (Cemal'in hayatında artık futbol ve mahalle maçı bir kabus haline gelir. Cemal kendini okumaya verir ve sınıf birincisi falan olur.)

Artık Cemal'i alan takımın kaptanı (Kaptanlık görevini kimse ona vermemesine rağmen her takımın bir kaptanı vardır. Bunlar genelde sağa sola bağırıp, emir yağdıran tiplerdir. Çok şahsi oynarlar.) Cemal'e hemen görev verir:

- Oğluum sen defans oyna. Gir ölümüne bunlara.
Koozer

Kaleye Girseydinnnn!

Bi faul ya da korner olur. Atan takım ufak ufak atış noktasını ileriye çeker, amaç kaleye daha da yanaşmaktır. Karşı takım barajla uğraşırken uyanık defans elemanı bağıra bağıra "Gel kaleye gir bari" diyerek isyan eder.
harvi

Hani hepimizin maallesinde olan, takımı kuran, saa sola emirler yağdıran ve çoğunlukla maallenin en güçlü ve en iyi top oynuyan ve çoğunuzun nefret ettiği o ibne takım kaptanları adına konuşuyorum. Ben de onlardan biriydim küçükkene ve hepinizden özür diliyom... Cüce Şükrü, Cılız Ersin ve Tombilik Mustafa olm en çok da sizden özür diliyom.
levoli

Atak yapan takımın yırtıcı forvet elemanını gaza getirip ceza alanına (gerçi kesin olan bi çizgi falan yoktur ama herkesin mutabık olduğu kaleden belli bi uzaklık ceza alanı ilan edilmiştir maç başlamadan önce.) yaklaşmadan şut çekip, topu kalenin birkaç metre uzağından avuta atması amaçlanır. bunun için karşı takımın defans oyuncularından birkaçı "iyi vurur, tutun adamı" falan der. iyi vurabileceği aklına getirilmiş olan yırtıcı forvet hemen şutunu çeker. sonuç; karşı takımın yüzünde sırıtmalar, avuta atan oyuncunun takımından biriki elemanın küfürleri...
double-i

Kumsalda yapılan maçlarda kale direkleri genellikle terlikler kuma gömülmek suretiyle kurulurdu.
obiwan

Kova kaleciler vardır. 5 tane gol yedikten sonra, şimdi esas kaleciliğimi göstercem der. Bir süre ki bu takribi yenecek 1 golle ölçülebilir, bu eleman manyak gibi kendini sağa sola atıp durur. Biton gol daha yedikten sonra esas kaleciliğini bir dahaki maçta göstereceğini söyleyerek evine gider. Bu kalecilik olayında eğer kaleci şortla oynuyosa genelde uçmaz. Şortla oynayıpta uçan kaleciler arkadaşlarının büyük takdirini kazanır.

Hava karardığında vede maç bitmediğinde evde annesinden sopa yiyecek biri çıkıp 'evli evine köylü köyüne evi olmayan sıçan deliğine' diye bağırır ve herkes evine gider.

Mahallede eskiden topçu olduğunu iddia eden bir büyük şahıs hep vardır. Arada sırada gaza gelip mahallenin veletlerine antrenman yaptırır. 5 dakka kol bel falan çevirtip 2-3 kerede eğip büktükten sonra maç yaptırır. Veletler yaptıkları maymunluklardan memnundur.
Extremist

kova kalecilerin kar eldiveniyle maça çıkanları vardır.
Pablo Honey

Kolasına yapılan maçlar, ancak kişiler belli bir olgunluğa, belirli bir harçlık düzeyine ulaştığı zaman seviyeli bir şekilde biter.
sharp_shooter

Kolasına yapılan maçlarda herkes, kola ısmarlayacağı adamı oyunun en başında seçerdi. Maç bittikten soora ise,

- Hadi lam ne zaman ısmarlıyacaan
- Lan olm kaçmıoz ya ısmarlarız alla allaaaaa

diye baarışmaları çok duymuşumdur.
CALIBRA

Kaleci değişimi yapılırken kaleye geçen kişi bunu yüksek sesle belirtmelidir yoksa aşağıdaki tartışma yaşanabilir:

- Hoooop hop penaltı elle tuttun!
- Ne penaltısı lan kaleciyim ben.
- Kime söyledin geçerken, ben duymadım.
- Söledim olm aha Zikrullah duydu.
- Söledi mi lan Zikrullah?
- Hee söyledi.

Eğer Zikrullah da duymadıysa işler iyice boka sarar.
Satanik

Eğer çok katlı bi apartmanın önünde veya bi sitenin bahçesinde oynuosan; o evler ya da apartman tribün etkisi yapar; daha artistik, daha bi çalışkan, daha bi deli oynarsın... Sanki apartmanda bi futbol takımının antrenörü vardır seni görüp beğenecek, takımına çaaracaktır yada bi kız vardır seni izliodur vs.
CALIBRA

Skor analizi "gol kralı" tarafından yapılır. Gol kralı aslında herkesin kaç gol attığını bilir ama tekrar hatırlatmak ister ve şöyle bir sistematik kullanır:

- Ali sen kaç gol attın?
- 1.
- Mehmet sen kaç attın?
- 2
- Ömer de 1 gol attı. Oha olm ben 5 gol atmışım!
tomjoad

Maçtan önce herkes bir yabancı takım olur, biz de maradona, lineker, pele olurduk. Sık sık maradona mı büyük, yoksa pele mi muhabbeti de olurdu. Maç esnasında yorulan büyükler kaleye geçer ve maçı oradan idare ederlerdi.

Ve maçtan önce kaleci alıştırma geyiği vardı. Kaleciye bol bol şut çekilirdi.
funnyturk

Bi de kaleci oyuncu diye bişey vardır. Kaleye geçen kişi gelen bi topu tuttuktan sonra gaza gelir. Topu önüne atarak koşmaya başlar ve heyecanla "Kaleci-oyuncuyum, kaleci-oyuncuyuuum" diye bağırır. Kaleci-oyuncu diye tabir edilen bu kişinin oyun içinde hiç bi ekstra hakkı ya da özelliği yoktur. Sadece takımının boş kaleye gol yemesini sağlar. Diğer elemanlar ona "sıçacam olum, kalende dursana" diye bozuk atarlar. Bu biraz uslu uslu kalesinde durur. Fakat güzel bi kurtarışından sonra yine gaza gelir ve aynı olaylar tekrarlanır.
zozombo

Ama şunu da unutmamak gerekir ki; bu kaleci-oyuncu tipi maçtan önce kendisini "hem kaleci - hem oyuncuyum" diye tanıtmadıysa maç esnasında "hem kaleci hem oyuncu yook!" diye bağıran birileri çıkar.
metalwarrior

Arkadaşlar; "kaleden kaleye gol olmaz!!!", hatırlatırım.
metalwarrior

mahalle maçları en çok biz kız milletini mahvederdi yolun ortasında güzel güzel ip atlarken ya da yakan top oynarken oğlanlar dibimizde bitiverir hade sitrrrreeeeee diyerekten bizi kovarlardı
kahrolsun mahalle maçları
yaşasın yakan top
CoolCatisi

Duman Arabaları »
zuxxi.com | Geyiks Arşiv