Hikaye Bunlar
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20

Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Geçen hafta artık basımı yapılmadığı için sahaflarda aramak zorunda olduğum bir kitap için (Ahmet Hamdi Tanpınar'ın, Saatleri Ayarlama Enstitüsü) Taksim'deydim. Çiçek Pasajı'ndaki bir çok sahafı tek tek gezdim eli ayağı düzgün, kitaptan anlayan bir tip bulup sorabilmek için, zira Türkiye'de alaksız işleri alakasız kişilerin yaptığını biliyorum.
Gözüme kestirdiğim 30 - 35 yaşları arasındaki erkek tezgahtara; "Saatleri Ayarlama Enstitüsü isimli bir kitap arıyorum" dedim. Tezgahtar da kendinden gayet emin bir tavırla; "Bizde saatlerle ilgili kitap bulunmaz" dedi. Ben de sakince bu kitabın saatlerle ilgili bir kitap olmadığını, Ahmet Hamdi Tanpınar'ın bir romanı olduğunu belirttim. Israrcı ve bir o kadar da yardımsever tezgahtar; "Bizde Ahmet Hamdi Tanpınar'ın saatlerle ilgili yazdığı kitaplar da bulunmaz" diyerek beni ikinci kez dumura uğrattı.
O günden beri kendime gelemediğim için kitabı bulamadım. Bulan arkadaşlar lütfen bildirsin.
????

Öğreten Adam ve Kan Bağı Olmayan Oğulları
Mekan: Karaköy Vapur İskelesi
Tarih: 16 Nisan 1999
Saat: 11:30 A.M.
Hikaye: Kadıköy'den gelen vapur Karaköy'e yanaşır, yolcularını boşaltır. Önde 8 - 10 yaşlarında iki tane çocuk, hemen arkalarında çocuklarla hiç bir bağlantısı olmayan 35 - 40 yaşlarında, öğretici eleman yürümektedir. Çocuklar vapurun kıç tarafına geldiklerinde suya bakarak takılmaya başlarlar. Öğretici elemanımız takılmayı hissederek atlar ve der ki:
"İşte Çocuklar ... Bunlar da bervane ... Bunlar dönüyo ... Gemi gidiyo"
Arka taraf yarılır, kasıklara ağrı girer.
????

Birini Bana Verir misin?
Bir gün bizim arkadaş sabah kahvaltı etmeden uykulu uykulu evden çıkıp otobüse biniyo. Otobüste karnı fena acıkıyo ve kafasından "iki hamburger olsa da yesem" diye geçiriyo. O sırada yanındaki kız ona "bir tanesini bana versene" diyo. Bizim eleman afallıyo, "Nasıl olur lan! Bu kız beynimi mi okuyo" diye düşünüp bir daha aklından iki hamburger geçiriyo. Kız gülümseyerek "Bir tanesini verir misin" deyince eleman dönüp; "Keççaplı mı olsun?" diyo. Kız; "Sen ne salak şeysin. Şunların bir tanesini versene" deyince eleman durumu çakıyo:
Meğerse bizim denyo, otobüsün demirinde olan ve insanların düşmemek için tuttukları şeylerden iki tane tutuyormuş. Bunu geç de olsa anlamış ama bütün otobüse rezil rüsva olmuş.
Judas-Priest

Vileda Sapı
Körüklü otobüs. Onlara bindiğim zaman ortasında durmak bana büyük bir zevk verir ve yine ortasındayım. Şöför direksiyonu çeviriyor ve bende ters istikamette dönüyorum.
Karşıda bir adam oturuyor, kucağında yeni aldığı Vileda Temizlik Seti. Önünde kovası, içinde de paspası, paspasın uzun sapı yukarıya doğru uzuyor. Kendini top model sanan bir bayan karizmatik hareketlerle ileriden yavaş yavaş geliyor, içinden; "Bu otobüsün en güzeli benim" diyor ve bir de ne göreyim: Adamın tuttuğu paspas sapını otobüsün tutma yeri zannedip kavramasın mı! Temizlik seti sahibi dahil herkes kıza bakıyor ve kahkahalar patlıyor. Cindy Crawford'ın karizma sıfıra iniyor, seviniyorum.
????

Bill Gates Türkiye'de.
Kadıköy - Pendik, minibüsleri bu tür hikayeler için mükemmel bi yuva zaten. Arkadaşım da; "Bi Bostancı" diye neşeyle daldığı minibüsün dikiz aynasında sallanan Office '97 CDROMunu görünce bir hayli dumur yaşamış, hatta eve gelir gelmez bana ulaşıp, durumu aktarmıştı. Bu konuda daha sonra uzun uzun tartıştık. Arkadaşım dedi ki: "Adam eğer Office '97 kullanıcısıysa minibüsüne CD asmaz." Ben dedim ki: "Belki adam CD satan bir yere varıp da bunun müzik CDlerine göre pahalı olduğunu görmüş, eşsiz Türk mantığıyla bunun daha makbul bişey olduğunu sezip, almış." Ama bilmenizi isterim; bu sonuçlardan ikimiz de tatmin olmadık.
çernük

Beşiktaşım Benim, Biricik Sevgilim
İnönü Stadyumu'nda, gişelerin önündeki uzun kuyruğun ortalarındayız. Bilet kuyruğunda beklerken önümde 30-35 yaşlarında birisi var. Derken bir afacan, bu adamın (o kadar kişi varken onu neden gözüne kestirdi diye hiç sormayın) yanına yaklaştı ve aralarında şu diyalog geçti:

Çocuk: Abi be... Bilet param yok. Hadi para ver de, ben de maça giriyim.
Adam: Olmaz.
Çocuk: Hadi yaa... Abi para ver de ben de maça giriyim. Beşiktaş'ımızın maçını izliyim. (Duygu sömürüsü başlar)
Adam: Ya git başımdan. Hem bu kadar kişi varken niye benden istiyorsunki?
Çocuk: Abi sen iyi birine benziyosun.
Adam: Hem parayı verince senin bileti alacağın ne malum?
Çocuk: Abi o zaman sen al bileti, ver bana.
Adam: Ya git başımdan velet!
Çocuk: Abi nerede kaldı, DELİKANLI BEŞİKTAŞ'LILIK??
Adam: Ben ibne Beşiktaş'lıyım. Hadi git şimdi.
Çocuk: Hebehebe...

Sonuç: Delikanlılıkta mangalda kül bırakmayan Türk Erkeği'nin dünya görüşü, bu gibi durumlarda paçayı kurtarmak için namına yakışmayan laflar edecek kadar da geniştir.
zuppi

Elektrik Bugi
İnşaatta çalışan bi abimizin çişi gelir; Ne yapayım, ne edeyim, diye düşünürken, üst kata, terasa çıkan merdiveni görür. İlk bakıldığında en mantıklı yer orasıdır, hem onu onuncu katta kim görecektir ki! Hemen fırlar, merdivenleri üçer beşer zıplayarak terasa çıkar.

Evet işemeye başlar ama tam anlamıyla bitiremez. Ya sidiğin elektiriği ilettiğini bilmez, ya da işediği yöndeki yüksek gerilim hattından onbinlerce volt akım geçtiğini.
Capche

Şurdan İki Tane Uzatır mısınız?
Şimdi bizim eleman sabah okuluna gitmek için minibüse biniyo. Arkasındakiler para veriyo, bu da önündekine uzatıyo. İki 500'lük veriyorlar; Birinden iki, birinden üç kişi diyorlar. Elemanımızın parayı verdiği adam buna; "Hangisinden üç, hangisinden iki kişi" diye soruyo. Bizimki dumur oluyo. Dolmuş gülüyo, birinci perde kapanıyo. Şak şak şak alkışlar.
TSuB@S@

Patates
Birgün okulda, öğle arasında kantine gidip aç olan karnımı doyurmak için patates kızartması almaya karar verdim ve kantinci abiye "Aabiiee pattes ne kadar" dedim. Hazırcevap kantinci iki elini kulakları hizasında açarak, "bu kadar" dedi.
Ben ve çevredeki gençlik yarılmakla kalmayıp, acaip mutlu olduk.
????

Yaşlı Teyze
Bostancı minübüslerinden biri. Minübüs bir durakta daha duruyor ve yaşlı sayılabilecek bir teyze, çok şeker bir teyze, minübüse biniyor. Kapısı elle kapatılan minübüsün kapısını kapatıyor ama kapı kapanmıyor. Şöför, "Teyzecim biraz daha hızlı çek" diyor. Teyze tekrar yükleniyor kapıya, yine kapanmıyor. "Teyze biraz daha kuvvetli. Şöyle iyice çek." diyo şöför. Kadın hızlıca çekiyo, yine kapanmıyo kapı. Sonra şöför, "Teyze. Kuvvetli kuvvetli... Şöyle kolundan tut kapının, iyice bi çek." diyo. Kadın kapıyı bir kere daha şöyle kuvvetlice çekiyor...
Kapının camı kırılıyor.
Yaşlı teyze minübüs şöförüne dönüyor ve "Kusura bakmayın. Çok özür dilerim. Çok utandım." filan diyor. Şöför abimse, "Ne özürü be!! Zittin kapıyı da pencereyi de, otur yerine." diyor. Tabi minübüste herkes dumura uğruyor.
????

Sayfa 2 »
zuxxi.com | Geyiks Arşiv